Bizi sevindiren

Bizi sevindiren, görüşümüzdeki isabetin bir kere daha tecelli etmesidir. “Basın Yayın Umumu Müdürü Sayın Baykan ciddidir, dürüsttür. Zaaflarını iş, Radyo hayatına müessir olmuş görmeniz mümkün değildir” diye yazmış, “Yaptığımız tenkitlerin büyük bir kısmını gerçekleştiriyor” diye avrupaî zihniyetini alkışlamıştık. Yazdığımız, pek boş çıkmamış bir çok isabetli kararları kendi inisiyatifi ile almış, bazı hatalı hareketler ise, görüşünün nüfuz edememesi yüzünden icra edilmiştir. Bu arada Radyo dairesinin muhterem müdürü Refik Almet Bey hakkında günlük bir siyasi gazete ile bu gazetede sert hükümler verip incitici yazılar yazdığımı hatırlıyorum. Vakıt gazetesinden benim ilk tenkit yazılarımı -bir kısmı için Yakup Kadri başta olmak üzere tanınmış sanat adamlarının yolladığı hayranlık yazıları dosyamdadır- neşre imkân veren bu ağabey mesabesindeki zatı her tenkit edişimde, başta Cevdet Çağla olmak üzere Cevdet Kozanoğlu, Münir Nurettin ve Dr. Alâeddin Yavaşça gibi sağlam dostlarım bana derece gelişen bir cesaretle soruyorlardı: “Çok kıymetli insandır. Acaba seni kırdı mı? Aranızda bir şey mi geçti?” Ne münasebet efendim. Aramızda bir şey geçen namertliğini nankörlüğünü gördüğümüz insanları bile (eğer değerleri varsa) tutmaya vesile arayan benim gibi bir insanın, Refik Bey gibi sevdiğim bir kimse ile hiç bir kırılma sebebimiz olamazdı. Ankara Radyosunda yüze yakın konferans vermiş olan bir insanım. Refik Bey geldikten sonra öyle sanıyorum ki Ankara’da, İstanbul Radyosunda konferans vermiş ve bunlardan İstanbul’dakinin aradan bir buçuk sene geçtiği halde tahakkuk eden ücretini almamışım. Her iki Radyoda müdür ve idarecilerin riyadan uzak alâkalarıyla naçiz eserlerime karşı gösterilen sempatiden başka bir şey görmemiştim. Refik Ahmet Bey‘e sitemim şu idi: Niçin elinde imkan varken Radyolarımız bu haldedir? “Radyolarda müzik idarecileri tek şefin sultası altında olamaz” demiştik. “Radyolarımızda güfte ve diksiyon bir rezalet” demiştik. “Programlarda tenevvü yok” diye sızlanmıştık. “Müdürlerin keyfi karar ve kaprislerini tek tek hakim kılmayalım” demiştik. İmtihan heyetlerini hariçten katılacak salahiyet ve değerlerle takviye edelim diye yazmıştık. Bütün bunlar ve yaptığımız tenkitlerden büyük kısmına dikkat edildi. 

Ankara Radyosuna bir edebiyat hocalığı kadrosu kondu ve Refik Bey burada salahiyetle ders veriyor. İstanbul’da bu vazife Behçet Kemal‘in ve Mustafa Nafiz‘in omuzlarındadır. Arkadaşım Çağlar‘ın klâsik edebi metinlerin hocalığını yapamayacağı bir hakikattir. Mustafa Nafiz ise heyet-i mecmuasının telaffuz veya güfte hatası yapmaktan salim olamadığı Radyo solistlerine yetişmesi mümkün değildir. 

İzmir Radyosunda ise bu satırları yazanın fahri olarak böyle bir dersi vereceği arzu edilmiş veya Fuat Edip Baksı aynı işi ifa edebileceği bildirilmiş olmasına rağmen idarenin imkansızlığı Basın Yayın’a rapteden mümanaatı ile karşılaşmıştır. Bir takım gazete elemanlarına ücret mukabili hizmetler ihdas eden bir idarenin asıl hizmeti imkansızlaştırıcı mukabelesine, çocuklarımızın güfte ve diksiyon hatası içinde perişan olmalarına İstanbul’un natamam çalışmasına rağmen mesele bir defa ele alınmıştır diye sevinçliyiz. İstanbul ve Ankara’da müzik heyetleri kurulmuştur. Program mevzuunda Hikmet Münir‘in büyük hizmetlerine imkan verilmiş sonradan bu arkadaş bu aktif vazifeden alınmış fakat tekrar kıymeti bilinerek İzmir’e müdür tayin edilmiş (sonra olanlar malumunuzdur) İzmir’in sefaletten başka bir şey olmayan bütçesi yükseltilmiştir. 

Şimdi üstelik bütün bu aktif hizmetlerin tahakkukunda Refik Bey‘in amil olduğu da bizce malum olunca önceki bütün tenkitlerimizi geri almak onun hak ettiği taktiri gönül dolusu sunarak eski ağabeyimizin -eğer incinmişse- kalbinden medet ve yargılayıcılık ummak isteriz. Fani dünyada istiğnayı en büyük makam bilmiş bir kimse olduğumuz için tek beklediğimiz şey, güzel olayların gerçekleşmesi ve bunda biraz ikaz tuzumuz bulunmasıdır. Çok sevdiğim ve saydığım halde çok tenkit ettiğim ve bu müddet zarfında bana sadece sevgi ile mukabelede bulunan olgun idareci Refik Ahmet Sevengil‘i artık bana taktir ettiren Allah’a hamdederim. 


Şardağ, R. (1955, Haziran 22). Bizi sevindiren. Radyo Gazetesi, s. 1, 6.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın