Muhterem Sarol’a ikinci mektup

Şu satırların naçiz yazarı, gerek bu gazetede, gerek diğer dergi ve günlük gazetelerde senelerce ne istemiş, ne iddia etmişse bunların büyük bir kısmı vekâletiniz zamanında gerçekleşmiş bulunuyor.  Akıl için tarik bir olduğuna göre görüşler arasında bir tıpkılık var demektir. Aynı şeyleri müşterek olarak düşünmüşüz demektir. Buna çok seviniyorum. Yar ü ağyara karşı gerçekleştirdiğimiz müspet hareket [...]

Repertuar

Bu işin kıymeti üzerinde duracak değilim. Zira radyolarımızda bir iki büyük sanatkar hariç, solistlerimizin repertuar fukaralığı önemli bir mesele. Fakat bir de okunan eserlerin keyfiyeti vardır ki bu meselenin halli de galiba halledilemeyecek meselelerin arasına karışmış bulunuyor:Eserlerin klasik üslupta olması. Bu mülâhaza ile zaman zaman bilhassa İstanbul Radyosu'nda bazı süzgeç vazifesini görecek çalışmalara girişilmiştir. Bir [...]

Basın Yayın Umum Müdürü ile neler konuştum

Kendisiyle ilk defa görüşüyordum. Ben Radyo ve musiki muhitlerinde öyle sanıyorum ki sadece sevgi toplamış, idareciler nazarında ise ürkülen bir kimse olarak kalmışım. Yeni Basın Yayın Umum Müdürü'nü ilk anda cesur, samimi, dürüst, hüsnüniyet dolu ve bana karşı samimi ve dost olarak bulunduğumu peşinen ve memnuniyetle itiraf etmeliyim. Benden önce davranıp bana bazı sualler tevcih [...]

Acaba

Şehrimize iki konser vermek üzere gelen Yavaşça'nın bize kandırdığı en büyük lütuf üstat Cevdet Çağla'nın "Acaba" isimli şarkısıdır. Güftesi kendime ait olduğu için bu satırları yazıyor olmadığıma okuyucularımın hüsnü şehadet edeceklerine inanıyorum. Zira bence bu eserde eğer tenkit edilecek tek bir cihet varsa o da güftesinin şiir olarak zayıf bulunuşudur.  Son yıllarda yapılan bestelerimizin klasik [...]

İmtihandan sonra

Sakalımız olmadığı içinÜzüldüğüm ve sevindiğim cihetler - Hani zayıftılar - Üç gün giyilen pabuç bile... - Hoca da hoca Radyomuzdaki imtihanların neticeleri alınmış bulunuyor. Basın Yayın Umum Müdürlüğü’nün aldığı yerinde bir kararla imtihan açılmış olmasını daha önce övmüş ve neticenin mümkün olabilen bir adalet dairesinde elde edileceği hususunda emniyetim bulunduğunu yazmıştım. Benden şimdi haklı olarak [...]

Tenkit yapıyoruz a efendim kuş tüyü yastık döşemiyoruz

Bir okurum, dün bizzat bana kadar gelmek zahmetine katlanmış. Radyomuzdaki imtihanlar üzerinde fikrimi öğrenmek istedi.  Bana bazı sualler de sordu, cevaplar verdim. Bu cevapları biraz daha tafsil ederek öteki okurlarımada nakletmek istedim. 1. Radyomuzdan ayrılan 13 sanatkârın içinde, üç dört tanesi gerçek bir imtihanda muvaffak olamayacak kimseler demiştim. Bunların kim olduğunu ben değil adaletle cereyan [...]

Radyoda imtihan

Alyot'un güzel jesti - Radyonun da sanatkârların da hoşlanacağı karar - Sayın Kozanoğlu'nu bekleyen adalet - Parazitler dışarı - Hayatta en hassas olduğum an Basın Yayın'ın aklı başında, fikri yerinde ve hesabı kitabı sağlam olan müdüründen bekleyebildiğim en güzel jest tahakkuk etmiş bulunuyor.  Geçenlerde toplu halde radyoyu mali zorluklar yüzünden bırakan ve tekrar alınmayacakları yolunda [...]

Dün geceki konser

Kardeşim ve anamın hemşehrisi Dr. Alâeddin Yavaşça'yı dün akşam hem sayıca, hem manaca büyük bir kalabalık Venüs Açıkhava Sineması'nda bağrına bastı. Küçük Çiftlik'in, daha bir ay önce, bir yıllık sahne konseri karşılığı, bir milyonunu reddeden bu genç doktor, bu üstat sanatkâr, "Ben ecdadımın sanatını lekelemem" diyordu. "Lekelemem" ne demek, dün gece ecdadına saygıyı, şeref bayrağına [...]

Öfke baldan tatlı mı?

Hafta içinde, gazetelerde, bir yıl önceki haberin tıpkısı yinelendi. Bir hanım, kocasına “tatlım” dedi diye şaplağı yemiş. Öfke denilen atı, yelesinden yakalayıp gemleyemiyoruz. Zaif mi, çocuk mu, kadın mı, ilkokula giden minicik bir yavru mu, kırılası ellerle çullanıveriyoruz. “-Efendim, biraz içkiyi kaçırdım da..” Böylelerine “içkinin daha güzeli var; zıkkım; onu iç” diyesimiz geliyor. Sadist değilse, [...]

Muzaffer İlkar ve VEFA…

Muzaffer İlkar(1910-1987)Radyo, 2/7/1945, 43: 15 Rahmete kavuşan sevgili Muzaffer İlkar’ın, ağır hastalığı günlerinde bile Türkiye radyolarıyla televizyonlarından, eserleri ve adı duyulmaz olmuştu. Klasik tavra dayalı eserler vermemiş olsa bile, çağdaş Türk sanat müziğinde adını gönüllerimizin ince telleri üzerine kaydettirecek güzel şarkıları vardı, O’nun. Muzaffer’i unutmanın, kendisini, yakınlarını ve sevgili, vefalı torununu üzecek bir yanı olmasın [...]