Şu (birinci)ler ve şu (kraliçe)ler

İstanbul şehrinin son yıllardaki bir hususiyeti de musiki bakımından ses olarak, saz olarak sık sık kraliçelere, ses krallarına “en güzel ses” ve “en güzel sazlara” sahip olmasıdır. Radyo ile alakalı bir sürü fıldırfış dergilerinde, hatta bazı işi gücü kalmayan gazetelerin Radyo köşelerinde birer anket açılır. Cevapların mahiyet ve tasnifinde hükmü kendilerinden menkul bir karara varılır: “Falan hanım ses kraliçesidir veya en sevilen sestir, en şuh sestir, en manalı sestir.”

Daha geçenlerde Akşam gazetesinde bir anket: En sevilen saz sanatkarı kimdir?

Cevap: Sadi Işılay. Yine en sevilen ses sanatkarları da Sadi dostumun bir hayli feyzine mazhar olmuş olan Tulûn Korman‘la, yine Işılay’ın kendisine daima seanslarında refakat ettiği Zeki Müren

Sanat, hele ses sanatı biraz da mizaç ve yoğrulmuş hususiyetimize göre numara verdiğimiz bir husus olduğundan birbiri ile aynı seviyedeki kıymetler arasında her birimiz ayrı ruhi mizaçlarımıza göre ufak tercihler yapar veya aynı kıymetleri birbirinde bulunmayan nüanslarına bakarak aynı derecede itibarlı bulabilirsiniz. Mesela Sadi Işılay, benim nazarımda yayını en asil kullanan, tekniği üstün bir adamdır. Ama merhum Nobar Tekyay ile Çağla ve Tokyay‘ı da ben ilkindeki hüner korkunçluğu ikincisindeki ani (spontane) içten kopup gelmiş hassas ve yeni buluşlar üstatlığı üçüncüsünde gördüğüm derin hassasiyet çalkantısı sebebiyle aynı derecede sever ve taktir ederim. Şimdi bu yaylar içinden esen rüzgarlara o gün için tasni edilmiş sempati ve antipatilere göre ille bir tek birinci seçmenin saçmalığı, sonuncu olmak kadar birinci olmanın da manasızlığı ortadadır. Sorarım ben size: Acaba, okurlara (sanatın) en çok beğendiğiniz ses veya saz sanatkarını, bu beğenmenizin izahını yaparak açıklayınız? diye bir sual sorulsa kaç paralık cevaba mazhar olabilirsiniz?

Benim en çok şaştığım şey, bir takım kıymetlerimizin taponlar ülkesinde padişah olmaktan gurur duymalarıdır. 

Siz sevgili okuyucularım, Abdullah Yüce‘nin birinci geldiğine sık sık şahit oldunuz. Fakat bu gibi anketlerden Münir Nurettin‘in birinci çıkarıldığına hiç şahit oldunuz mu?


Şardağ, R. (1956, Şubat 29). Şu (birinci)ler ve şu (kraliçe)ler. Radyo Gazetesi, s. 1, 4. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Prof. Dr. Cenk Güray ve Ankara Milli Kütüphane çalışanlarına sonsuz teşekkürler… 

Yorum bırakın