Rüştü şardağ
“…üç parti ve senin göz bebeğin gençlik,
kardeş halkasıyla heykelini sardı, sabaha kadar başında nöbet bekledi.
Bu nöbet kıyamete dek böyle süre gidecek.”

Partiler, gençlik ve bütün millet, birkaç gündür başları kırılmış, mahzun heykellerinin yanı başında nöbetteler. Dün de İzmirliler, bu yurda yirmi sekiz sene sonra teke sakallarıyle tekrar karanlığı getirmek isteyenleri lânetlemek için iman birliği gösterisi yaptı. Pilavoğlu adındaki korkunç dejenerenin peşi sıra gitmek ve onun kapısını öpmekle ham kafalarında ikinci bir Allah icat ettiklerini düşünemeyenler için Atatürk heykelleri bir put imiş. İşte cevabı: İzmirde bütün partiler ve tarafsızlar düşman karşısındaki kılınçlar gibi hep birden kınlarından sıyrıldılar.
Sen, “Müstebitten gelen mevki kafasına çalınsın” diyerek bütün rütbe ve nişanlarını harbiye nezaretinden aşırtıp padişahın kafası istikametine fırlat ve halk, tarihte dize gelmemiş milletine güvenerek, ama kurtuluşa inanç kalmamış, ama yarına güvenen hak getireymiş, aldırmadan, bir on dokuz mayıs sabahı Samsun’dan iç Anadolu’ya yürü. Hem inandır, hem sevdir, hem dövüş… Sen Atatürküm, bir akşam, Çankaya’dan ufkun aymasından seyrettiğin tarihe eğil; müfrit Türkçülük, müfrit solculuk ve müfrit İslâmcılık yüzünden başımıza gelmiş ve gelecek felâketleri hatırla ve sonra bizi Allahımızla başbaşa bırakmak istemeyen yobazların iç yüzünü ortaya dök.
Kara kuvvetin hücumlarına karşı ruhlarımızda devrim heykelleri dik ve nihayet: “Ben bir gün toprak olacağım, siz sağ olun yoksa” diyerek gözlerini kapa; senin kurduğun sınıf, mezhep, ırk ve din diktatoryasından uzak sosyal düzeni bozmak üzere harekete geçen insan artığı nankörlerden bir kısmı, ilk hedef olarak sonra kalkıp sana saldırsınlar…
Ama üzüntümüz pek az. Zira evvelki günkü manzaranın azameti insanı coşkun sevinçlere boğdu, üç parti ve senin göz bebeğin gençlik kardeş halkasıyla heykelini sardı, sabaha kadar başında nöbet bekledi. Bu nöbet kıyamete dek böyle süre gidecek. A benim mürüvvetli Atam, bizi seyretmek üzere, söyle, yeniden doğasın gelmedi mi?
Şardağ, R. (1951, Temmuz 5). Günübirlik / Kıyamete kadar nöbetteyiz. Yeni Asır, s. 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

