Mürettiplerden yana…

Onları, yıllar süren yazı hayatımda, bir kader ortağı olarak gönlümün içinde buldum. Hep ayakta, meskenlerin en izbe yerlerine sürülmüş, loş bir ışık altında pösteki sayarcasına, karınca küçüklüğünden tutun, bir sürü karanlık harfleri dizen bu cefakâr insanların, artık, fikir hayatımızdaki ehemmiyetli yerlerini tanımalı değil miyiz? Beyaz, cansız yapraklar üstüne insan zekâsını işleyerek kâğıdı aziz eden mürettipler için Lalou Fransız edebiyatı tarihinde fasıl ayırmıştır. Gerci biz yazarların onlardan yana şikayetimiz bitmek tükenmek bilmez. Daha geçenlerde bir arkadaşım sanatçı kelimesini, çiftçi şeklinde dizen bir mürettibe adam akıllı sinirlenmişti. Biraz haksız değildi de hani. Zira dünden bu tarafa yaşanılan veya anlatılan mürettip azizliklerinin hesabı yoktur. “Cennetmekân Abdülaziz Han” diyecek yerde Abdülhamit Han” dizen dünün mürettibi yüzünden altmış sene önce bütün gazete mensuplarının, müvezzilerle birlikte soluğu zaptiye nazırı Şefik Paşa‘nın konağında aldıkları bir vakıadır. Yine bir padişah, Alman imparatoru Wilhelm’le birlikte çıkan bir resminin altına yazılan yazı yüzünden, büyük gazaba gelmiş. Çünkü “Şevketlû padişahımız” sözündeki ilk kelime “Şu kötü” şeklinde dizilmişti.

Amma oncağızları da bir dinleyen olmuş mudur?

Kim bilir, bizlerden yana ne türlü şikâyetleri ve anlatılacak hikâyeleri vardır. Emekli mürettiplerden Balıkesirli Fevzi’den ve Gani babadan dinlemiştim: Sada-yı Hak gazetesi baş muharriri Macar İskender beyin okunmaz yazılarını okuya okuya hal olan mürettipler, bir gün kendisi yokken merak edip odasına çıkmışlar ve kamış kaleminin ucunu bozuk görünce düzeltmişler. İskender Bey gelip masasına oturunca bu yontulmuş kaleme sinirlenmiş ve hemen ucunu dişleriyle didiklemiş. Okunmaz yazı… Mürettipleri kahreden sade bu değildir. Ya o yazısını tashih ettikçe ilhamı kabaran muharrirler! Her okuyuşta yeni ilâveler yaparak zavallı mürettibin, sade anasından emdikleri değil, bütün içtiği sütü burnundan getirirler. Fransızların “prova muharriri” adını taktığı bu tashih âşıkları, mürettipler için dertlerin beteridir. “Eller, insan elleri en mukaddes yerlerimizdir” diyen büyük Fransız ressamı Domier, acaba örnek diye evvelâ bu aziz mürettip ellerini mi kasdetmişti; bilmiyorum. Fakat bizler bu ellere çok şey borçluyuz.


Şardağ, R. (1951, Temmuz 18). Günübirlik / Mürettiplerden yana. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın