İlahi okuyucum!

Üstüne tekrar dönmek, ne yürek yakıcı bir şey, bilmiyor değilim. Masum yavrusunun, canavar bir deli tarafından öldürülüp kanı emildiğini ve gözü oyulduğunu öğrenen annenin, babanın felâketine ve ıstırabına bu memlekette yabancı bir kimse olabileceğine kani değilim… Fakat asıl facia, bu delinin, “akıllıdır” diye “artık uslanmıştır” diye insan oğulları arasına girmesini sağlamak değil midir? O şifa raporunu veren akıllı adlı deliyi burnundan sürüyüp azgın deliler koğuşuna sürecek bir adalet kararı ile karşılaşacak mıyız bilmem; fakat geçen sefer, akıllı sandıklarımızı deli gösteren yazıma kızmış olan okuyucum, bu defa herhalde bana hak verecektir. Bir iz’an kahtı galâsına (kıtlık ve pahalılık), bir akıl inkıbazına (tutulma) uğramadığımızı iddia edecek olana doğrusu “aşk olsun” demek isterim. Bakıyorsunuz, düne kadar herkesin akıllı sandığı birkaç kişi evin erkeğini kancıkça kıstırarak ağaca bağlıyor, sonra karısına ve kızına saldırıyorlar. Okuyup duruyoruz gazetelerde. Aklı paçasından akan bir sersem, insan gibi evlenebileceği bir kızı, yırtıcı hayvanlara benzer bir saldırışla ormana kaldırıyor. Okuyucum, geçen gün bana soruyordu: Bu kadar bedbin olmaya ne lüzum var? Kaç kişi aramızdan deli diye ayrılabilir sanki, çok pek çok aziz okuyucum! Günlük gazetelerin haberleri arasında her gün okuduğun çeşitli cinayetlerden bir şey çıkaramadınsa, münevver delilere baksana! Adam kalkıyor, nur taneleri dökerek yazdığı sanat eserini, sütunlarını, dudak şapırtıları ve halvet kokulariyle ekşiten gazetelere sunuyor; al işte akıllıyı! Bir memleket meselesinde fikrini soruyorsun. Herif doğudan bilgili, batıdan diplomalıdır. Rehavet ve geğirtiler arasında: “Azizim, ben bitarafım; hâdiselerin seyircisiyim” diyor. Memleket çapında olan şeyleri deve güreşi sanan bir akıllı daha tanıdın değil mi? Bir büyük şehre gelmiş, konferans veriyor: “Yemekte yüksek konuşma, evde şarkı söyleme! Dünden kalan bu sakim (hastalıklı) âdeti yıkalım!” sonunda da bir de “yüs” (ordinaryüs) bulunan bu deli profesör bilmez mi ki komşuda bir hasta bulunmak ihtimali vardır. Bitişikte bir gamlı gece yaşanılmakta olabilir. Bu sükut, saygıdandır. 

Sucudan su içerken sorar: Bardağı yıkadınız mı? Deli! Terazinin hilesizliğine inanır; deli! Dün bel kırmaktan kıçı çıkmış olanın hürriyetsizliğine inanır; deli! “Yarın gel de işine bir bakalım” diyen memura inanır; deli! Her yıl işini genişlettiği halde her gün ziyan ettiğinden bahseden tüccarın haline acır; deli! İnsan kılığına girmiş şu alâmet mermerleri, derdine ortak birer Marko Paşa sanır; deli! İnsan oğlunun tekâmül sonunda, ezeli cibilliyetini değiştireceğini sanır; vay deli vay! İlahi okuyucum, delileri daha sayayım mı?


Şardağ, R. (1951, Ağustos 18). Günübirlik / İlâhi okuyucum!. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın