
Bu Pazar günkü fıkramı daha dünden yakalayıvermiştim. Bir dostum bir evvelki fıkramdaki nâmevcut kelimesine iyice basarak, “daha demişti; bizde nâmevcut olan neler yok ki…”
Gerçekten şöyle bir nâmevcutların geçit resmine çıkıverdim. mesela nasıl anlatayım; kalem vardır, fakat kullanabileni nâmevcut. Dost vardır; vefası nâmevcut. Ekmek vardır; rengi, çeşnisi nâmevcur. Takside saat vardır; açacak şoför nâmevcut. Akıl vardır; nasiplisi nâmevcut. Esnaf vardır; insaf nâmevcut. Öğretmen vardır; öğreten nâmevcut. Cami vardır; camaat nâmevcut. İtaat vardır; takat nâmevcut. Lügatçemizde “hayvanat” diye bir kelime vardır; “İnsanat” kelimesi nâmevcut.
Dostum haklı değil mi? Hafakanlar basıyor, ne arasam, nereye baksam, hep nâmevcut. Mesela ne bileyim, Kemal pek çoktur ama, Mustafa Kemal -Ah ne acı- nâmevcut. Nefis vardır; izzetlisi nâmevcut. Hatta bir radyomuz vardır; şöyle aklı başında bir müdürü nâmevcut. Mustafalar pek çoktur ama, Tab’i Mustafa Efendi nâmevcut. Gönül vardır; aşk nâmevcut. Seven çoktur; sevdirebilen nâmevcut. Sanat namına rezalet vardır; münekkit nâmevcut. Sitem vardır; anlayan nâmevcut. Sanat vardır; rağbet nâmevcut. İbrahim çoktur; ikinci bir itfaiye müdürü İbrahim coktur; ikinci bir itfaiye müdürü İbrahim nâmevcut. Söz vardır; beri gelip dinleyen nâmevcut. Göz vardır; gören nâmevcut. His vardır; duyan nâmevcut. Zemanede beste vardır; bestekâr nâmevcut. Hasta vardır; Tabip nâmevcut. Zehir vardır; şifa nâmevcut. Hıyar vardır; adam nâmevcut. Haydi adam vardır; âdem nâmevcut.
Öf Allahım! bu ne bomboş bir sınıftır. Pılıyı pırtıyı toplayıp başka bir dünyaya göç etmekten başka çare görünmüyor.
Şardağ, R. (1951, Ağustos 26). Günübirlik/Namevcut. Yeni Asır, s. 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…
