
Amerikalı mütefekkir S. Levy‘nin, sosyolojinin menşei adlı eserini okurken bir müşahede, dikkatimi kuvvetle üzerine çekti. Tanınmış tetikçi, on beş yıl süren inceleme ve araştırmalarına esas olmak üzere, evvelâ fert olarak insanın, kâinat içindeki diğer mahluklardan ayıran tarafı üzerine eğilmiş, fakat on beş sene sonra elleri boş dönmüştür. Öyle cins maymunlarla birlikte yaşamıştır ki bunların gülüp ağladıklarını, söz ettikleri, misafir ağırladıklarını görmüştür. Eserinin bir yerinde Levy sorar: “Peki, insan, öyleyse kime derler? Onunla diğer canlı mahluklar arasında ne soydan bir ayrılış vardır?” Günün birinde zekâsı en üstün bir maymunu bir gün aç bıraktıktan sonra kafese koyar ve hapseder. Maymun açlık bir yandan, hürriyetsizlik bir yandan kıvranırken onun uzanamıyacağı kadar yüksek bir yere yiyecek parçası asar. Bunu gören maymun dehşetle ete saldırırsa da yetişemez. Birkaç defa tecrübe eder; nafile. Mahzun mahzun boş midesine “pışt” der gibi bakıp uzaklarda asılı duran yiyeceğe gözünü diğer. Tam bu sırada bizim Amerikalı bilgin bir sopayı maymuna doğru uzatır. Gördüğü manzara şudur: Maymun sopayı kapar kapmaz yiyeceği düşürür ve yemeğe başlar.
“İnsan” der, Amerikalı, “alet kullanan bir hayvandır sözü de öyleyse boştur.”
Fakat gelgelelim aziz okuyucularım, ertesi günü bizim meşhur bilgin ormanda gezinirken ne görsün; serbest bıraktığı maymun kendisiyle ağaçlar üzerinde zıplayarak alay ediyor ve “haddin varsa beni gene kafese sok” der gibi sırıtıyor. Amerikalı bir hile ile hayvanı tekrar kafese sokar. Yine uzanamayacağı yerde yiyecek parçası ve eskiden olduğu gibi maymunun ayakları dibinde bir sopa. Fakat zavallı hayvan, sopayı görmediği için, habire zıplıyor mu size! Ta ki kendisine tekrar değnek hatırlatılıncaya kadar. O zaman, sosyolog hükmünü veriyor: Hayvanların şu unutkanlığı olmasaydı bizler gibi teknik medeniyet eserleri meydana getirecekleri muhakkaktı. Yazık ki onlarda devam fikri, bir evvelkini unutmamak hassası noksan. Şu halde meseleyi vazediyorum: “İnsan, unutmayan bir hayvandır.”
Bilmem ama sevgili okuyucularım, ben bu son cümlede, iyilik ve fenalıkları çarçabuk unutan, hele vefa dediğimiz o güzel hassayı tüketmiş, yitirmiş olan insanlar için gizlenmiş bir sitem seziyorum. “İnsan, unutmayan bir hayvandır.” İlahi koca âlim! Pek çoklarımız için bu, biraz fazla teveccüh olmayacak mı?
Şardağ, R. (1952, Ocak 7). Günübirlik/İnsan, şu unutmayan hayvan. Yeni Asır, s. 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

