Meslek seçerken

Dün, Kültürpark’ın Dokuz Eylül kapısı ile kahveler arasında bir daire çizen yoldan, dehşetle yarış ederek geçen iki at arabasına rastladım. İki tekerlekli ve tek atlı arabaların çılgın arabacılarına dikkat ettim. Ceketlerinin yakaları bir yana, mintanları öbür yan, herhalde akılları da başlarından başka bir yana uçup gitmişti. Basmahane meydanını ok meydanı sanarak deli deli koşturdukları atları, önlerine aniden çıkan bir çocuğu ezebilirdi. Fakat ne çare, bir defa yarışın şehveti, atlardan önce onları kamçılamış, masum hayvanlardan evvel onların burun deliklerini şişirmiş olduğu için, bu iki beygir azmanının “Dur” dan anlamaları mümkün değildi. Bir aralık şöförlerde dahil, bütün sürücülere memleketimizde ehliyet verme şeklini düşündüm. İşte aranan vasıflar: Şoför mü olacaksın, arabacı mı olacaksın, evvela tam teşkilli bir hastaneden alamünit bir rapor alacaksın; sonra, sür ha sür! Amerikadaki tetkiklerinden geçen yıl dönen bir dosttan dinlemiştim. Orada, vatandaş meslek seçerken alabildiğine hür değildir. Şoför olacaklar, soğuk kanlılık, dikkat ve ahmakça yarışma hırsı bakımından ruhiyat laboratuvarından müsbet not almadan direksiyon muayenesine tabi tutulmamaktadırlar. Mesela dikkat ölçülmesine misal: Bütün şöför namzetleri buyursun laboratuvara; önlerinde yüze yakın alfabe harfi; mühlet bir dakika ve emir şu: Her rastladığınız S’nin altını çizin, geçin. Diğer mesleklerin imtihanı da ayrı usullerle yapılıyor.

Gıda maddeleri satacak olanların, ellerine ruhsatları verilmeden temizliğe bağlılık derecelerinin de ölçüldüğünü yine bu dostumdan dinlemiştim. Zira pislik ruhuna işlemiş bir adamın elindeki kire ceza kestin; ya iliğinde gizlenen kirin müeyyidesini nerede bulacaksın! Efendim, hayvana çok yük yüklemiş; kes ceza. Peki ama adamın merhametine de ceza kesemezsin ya! Memurdur, pinekler, bütün ideali paydos zilini beklemektir. Bu hale kızmışsın ne çıkar; daha işe almadan önce, adamda vazifeye bağlılık hissinin çoktan paydos ettiğini tetkik etmiş olmalıydık. Mesleğinden yana hata eden adamın, sonradan ceketinin yakasına sarılmaktansa, işin başında ruhunun yakasına sarılmalıydık. Bir mesleğe girecek adamda hepimizin hakkı var demektir. O adam menfaat ve münasebet zinciriyle o şehre, hatta o memlekete bağlı demektir. Şu halde her mesleğin mensuplarını o mesleğe ait çeşitli testler, imtihan usulleri ve karakter tecrübeleriyle denemeliyiz.


Şardağ, R. (1952, Ocak 29). Günübirlik/Meslek seçerken. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın