Hababam bakış…

Körfez vapurlarından birinde kısa bir yolculuk yapayım dedim. Karşıma bir anda etli kanlı, endam asaletine sahip bir bay oturuverdi. Elin garibi ile tabii bir alıp vereceğim olamazdı ama, gözleri dikkatimi çekti. Yuvarlak ve çipil iki gözle bu güzel vücut ve yüzün sahibi olan insanı adeta çirkin gösteriyordu. O zaman, gözler aklıma geldi; çeşit çeşit gözler. “Rahmetli Ahmet Rasim sağ olaydı da büyük hâfıza ve tesbit kuvveti ile şimdi o renk renk, bakış bakış, mâna mâna, dolu dolu veya pek boş gözlerin listesini çıkarıverseydi” diye düşünceye daldım. Gerçekten dünkü yazarlar bilhassa kadın ve genç kız gözlerinde bazı çeşitler bulmuşlardır. Gerçi bugün de bu türlü tasnif revaçtadır. Hatta buna yeni ilâveler de yapılmıştır. mesela Holivut semasında her parlıyan yıldızın gözleri artık pek çok genç kızlarımız için örnektir. Fıldır fıldır şeytan göze örnek mi soruyorsunuz? Bette Davis’in gözleri. Tadı Bağdat hurması gibi yakıcı, kömür gözlerden mi bahsediliyor; Hedy Lamarr’ın gözleri.

Ama bence zamanımızda artık zarftan ziyade mazruf üzerinde duruluyor. Mesâla göz, çağla bademine benzemiyebilir ama, yine de insanda gevrek gevrek şöyle bir tadına bakmak arzusunu uyandırabilir. Dediğim gibi, mesele, bakıştadır.

Şu adamcağıza bakın; bütün güzelliğini bakışlarının şapşallığı ile öldürüyor. İnsanlarda bakış çeşidi mi sorarsınız? Haydi önce meyvelere dalalım:

Hünnap bakış, kavun bakış, hıyar bakış… hayır biz bu bostandan çıkıp biraz dağlara, ormanlara girelim: Kirpi bakış, kaplan bakış, kartal bakış, koyun bakış, tilki bakış, ceylân bakış, kedi bakış… Düşünülsün bir kere; az sözle maksadı deyivermek devrinde, bu sıfatların ne çok faydası var. MLesela “ruhu, riyanın taşında bilenmiş, şeytanlıktan başka bir şey bilmeyen, kurnaz ve hilekâr bir karakteri aksettiren gözler” demektense, bir “Tilki bakış” kâfi geliyor; az tasarruf mu? Bu meyveler ve hayvanlar âleminden çıkınca da bakışlardan kurtulmuş olmayız. Sanki insan sayısınca onlar da bakışlardan kurtulmuş olmayız. Sanki insan sayısınca onlar da artmakta devam eder: Aval bakış, şeytan bakış, melek bakış, çapkın bakış, oynak bakış, hasta bakış, uykulu bakış, mahmur bakış, sarhoş bakış, sümsük bakış, soğuk bakış, sıcak bakış, frijider bakış, fırın bakış, hoplar bakış, zıplar bakış, kaynar bakış, oynar bakış… Maksadını saklıyan, susan bakış, en sonda söyliyeceğini hemencecik kusan bakış, edepli bakış, edepsiz bakış, duman bakış, yaman bakış, aman bakış, zaman bakış…

Aziz okuyucularım, bir şey geldi aklıma: Görülüyor ki her haltı karıştıran bir sürü bakışlar var. Acaba gören bakışlardan ne haber?


Şardağ, R. (1952, Şubat 13). Günübirlik/Hababam bakış. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın