Yazıcı için…

Seni dün yakından tanıdım. Alın yazısında yaşamak yazılmamış olsaydı ey Yazıcı, o aziz elini sıkamayacaktım. Eğer bugün, aramızda bulunmandan dolayı bir şans varsa, bu sade senin için değil, elini sıkabilenler için de mevcut demektir. Sana da kahraman diyeceğim ama dilim varmıyor. Limon kabuklarını ayağına dolayan bir mektep kaçkınının çektiği şutu kahramanca bulan kuş beyinlilerin dolup taştığı bir zamanda, adına aziz bir sıfat bulmak kolay değil. Dün, seni seven birkaç dostun yanında, hatıralarını anlatmak istedik. Herkes anlattıklarını mı dinliyordu, bilmiyorum; fakat ben, anlatışını seyrediyordum. Kısa hiç de mühim şeyler değilmiş gibi, içinden, yavaş, fakat inanmış konuşuyordun. Bu Üslûp, bu bir şey bilmez gibi davranan olgunluk; bu kırk yıllık ahbap samimiyeti içinde bir türlü kaybolmayan vekar, bu çocuk saffetinden nişan veren içe işler yakınlık bana yabancı gelmedi. Tanıdım: Sen üniformalar giymiş köylümüzdün. Sen Tümgeneral rütbesi içinde Mehmetciğimizdin.  Korede, ellerini öpebilmek için, Mehmetlerimizin nasıl birbirlerinin tepesinden atlamaya çalıştıklarının hikmetini artık anladım. Birkaç konuşma yapacaksın değil mi? Kunuri’deki müşterek eseriniz o kadar azametli ki ne desem yaptıklarınızın hakkını veren bir tavsife ulaşamazsınız. Sizleri, bırakalım, tarih baba yaprak yaprak yazsın! ama aziz generalim, ben, seni dinleyecek olanlara şimdiden şunu tavsiye edeceğim: Onu dinlemeyin seyredin! Bakın, aksayan yaralı ayağı ve gövdesi üstünde bir zambak kadar temiz ve zarif olan bu beden, tehlikeleri tek avucu ile geriye iten karakterin şu yumuşacık duruşu, göz bebeklerinde ayna gibi görebileceğiniz o çocuk kalp… Evet, siz bu kahramanlık ağacında açan, çeşnisi Türk, kokusu Türk ve rayihası Türk olan çiçekleri seyredin!

*

NOT:
Bayan Nejla Mergüç
Güzelyalı 60. Sok.

Mektubunuzda nâçiz şahsıma karşı ailece gösterilen yakınlığı hakkım olmayan bir takdir sayarım. Tiyatro hakkındaki bir yazımda, misal olarak verdiğim Reine Maria Rilke’nin o metnini hangi kitaptan almışsam, işaret etmemi söyliyorsunuz. Görüşünüz doğru. Gerçi zamanımızda “Kant der ki”, “Kont der ki” diye kafadan atma palavralara girişenler çoktur. Ben ukalalık olacak diye eserden bahsetmemiştim. İstediniz, işaret edeyim:

Rilke’nin o sözü, “Malte Laurids Brigg’in defterleri” adlı eserinin 339 uncu yaprağından alınmıştır. Hürmetler.


Şardağ, R. (1952, Şubat 16). Günübirlik/Yazıcı için. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın