Ne olur?

Zır zır bir plâk: “Bu gece çamlarda kalsak ne olur?” Ve sonra, bir şey olduğu yok ama, yine ayni tekerleme: Ne olur?

Müteveffa Artaki’ye ait olan bu şarkı dinlenmeyecek şey, bu Neveser, Nihavent kırması, makamı bozuk zırıltı, bütün tatsızlığına rağmen yoluma devam ederken içimde yankılarını sürdüregitti. Ne olur? Düşündüm: “Hayat nedir?” diye yapılmış bir çok iyi kötü, soğuk veya zarif şuara ve üdeba tarifleri yanında bu kelime en yaman bir hakikat ifadesiydi. İnsanoğlu için doğuştan ölüme dek uzanan temenni ve ümit denizinde acımtırak bir çeşni de taşısa biricik dilek “ne olur”dan ibarettir. Hazin ve tatlı, coşkun ve sakin, ölgün ve heyecanlı bütün istekler “ne olur” da toplanmış gibidir. Mesela hep birlikte sorduğumuza hiç şüphem yok: Ceplerde metelik fıkdanı (eksiklik) yerine, fazlalıktan gelme rahatsızlık mevcut olsa ne olur? İşi olunca “Merhaba”, işi bitince “Uğurlar ola” diyen dostlar yerine, işi düşünce kaçan, asıl işi olmadığı zaman gönlünü açan dostlarla dört yanımız çevrilse ne olur? Sağ elini tuttuğun adam, sol ayağının altına karpuz koymasa, sıcak bir gülüş yaratması gereken nice espriler, buz imal etmese ne olur?

Yalnız bu “ne olur”lar, bu temenniler insanına, mizacına, zaman ve zeminine göre değişir. Gönül hırsızı mısın, soracaksın: Kapıları kilitsiz bulsak ne olur? Yobaz mısın? Atatürk’ü heykelsiz koysak ne olur? Haramdan korkmazın biri misin! Mideler deniz büyüklüğünde olsa ne olur? Fikir canbazı mısın? On ikiye beş kala muhalif, on ikide muvafık olsak ne olur? Dağdan gelen misin? Bağdakini kovsak ne olur?Şans kuşu musun? Servete doymuş olanın başına konsak ne olur? Herkesin hakkı olan güneş misin, fukara yuvasına doğmasak ne olur? Nadir bir süs müsün, yaşı geçmişe çiçek, küp müsün, müteahhide göbek, Sulukule’de mamûl zevk misin, radyolarımıza dümbelek; iradesiz misin, her arabaya tekerlek; güdülmeden mi hoşlanırsın, at pazarına eşek olsak ne olur? Yamyam kanı taşır mühendis misin?* İnsan etinden şiş etsek, fikir bakımından kof musun, meclislerde tepiş etsek; kendin suçlu ev sahibi misin, misafire serzeniş etsek; gravatlı merkep misin, il âlemin dıvarına çiş etsek ne olur? Evet, herkes meşrebince bir “Ne olur” der gibidir.

*Sadece Bakırköy fabrikasında geçen hâdise işaret edilmiştir.


Şardağ, R. (1952, Mart 4). Günübirlik/Ne olur?. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın