Arzuhalci Tayyip

Bu hafta tatilini kardeşim doktor Petek’le beraber komşu bir ilde geçirdik. Gece yarısı idi. Harap bir sokakta, Bütün ışıkları sönmüş olan evlerin, sağlı sollu birbirlerine yaslanarak birleştikleri köşebaşında şüpheli ve ürkek, titreşen bir lâmba ışığı dikkatimizi çekti. Yaklaştık. Kapıya camdan çarparak vuran ziya döküntüleri, bir insanın zor sığacağı bu kulübenin sahibini hemencecik tanıtıyordu:

Arzuhalci Tayyip!

Çok yaşlı bir adam, bu kör ışığın altında, iskeleti çıkmış vücudunu, külüstür bir daktilo makinesi üstüne eğmiş, bir şeyler yazıyordu. Otele dönüşte gözlerim kapalı, bu Tayyip misali arzuhalcilerin destanını yaşadım. Hayatın en ağır mesleğinin fedakâr ve dayanıklı yolcularını, sabırlarındaki sonsuzluğu gıpta ile anarak övdüm, övdüm… Hiçbir meslek, onlarınki kadar ağır değildir. Doktor musun? her zaman iyileşmesi mümkün olan, buutları malum fizik ağrıların ve noksanların tedavisi ile uğraşacaksın. Üstelik iyi ettiklerinden, gazete sütunlarında hem sana, hem kapıcına, hademene varıncaya kadar yedi tayfana rahmet okuyan teşekkürnameler alacaksın? Ya bu, türlü felâketlerin ilk dinleyicisi! Bu, katlanılmaz yuva, ticaret bozgunluğunun, devlet gadirlerinin, adaletsiz hukuk tevziinin kurbanlarına ilk omuz veren adam! Selâm sana! Selâm ve saygı, senin bunca dert ortasında hâlâ ayakta kalan irade ve tavrına! Tüccar gelir: Binlerce liram keyfi bir kararla batırıldı: yaz! Esnaf gelir: Haksız ve yanlış tarh edilen vergilerle iflâsa gidiyorum; yaz! İhtiyar bir kadın gelir: Lağımım tıkandı, pislikten bunalıyoruz; yaz! Gecekondulu gelir: Yağmur evimizi yıktı; kuzularım sokakta ıslanıyor; yaz! Ah, hepsinden beteri o dertli ana gelir: Meyhane köşelerinde, buncağızların rızkını yiyor, hakim efendi, bu yetimleri düşünsün; yaz!

Hani sen de bilirsin ki bu yazılanların pek çoğu, acemi avcının attıkları gibi hep karavana vuruyor. Ama yine yazacak, dayanacaksın! Vallahi Churchill’in ikinci dünya harbinde İngiliz müdafaası, bu kadar destanlık bir sabır değildir. O tahtadan küçük yelkenlisi ile dünyayı keşfe çıkan Macellan efendi, bu tahammülü gösterememiştir. Ama ey yırtık gömlekli, boş mideli, demirden yürekli Tayyip efendi! Ya senin arzuhalini kimler yazsın? Ya seni kimler anlatsın?


Şardağ, R. (1952, Mart 5). Günübirlik/Arzuhalci Tayyip. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın