
Harunürreşid’in hilâfeti sırasında, sonradan gözden düşerek zehirletilen İbnirrumî adlı bir şairin iki mısraı meşhurdur. Şair, Harunürreşid’in kendisini zehirleteceği haberini çok önceden sezmiş olmalı ki, çok sevdiği padişahtan gelecek kötülüğe karşı şöyle demiştir:
“Ey habibim, sana demem öldürme beni”
Öldür gam değil bu; düşmanlara güldürme beni”
Aynı yolun yolcularını, aynı hisle bağlı olanları günün birinde nâmerd bir rüzgâr savurup bir köşeye atarsa, müşterek kardeşlikler, dostluklar bir anda yağmaya verilirse bundan en çok zevk alacak olan düşmanlar değil midir? Tarih boyunca bunun az örnekleri yoktur. Roma’nın muhteşem hükümdarı, günün birinde halk tabakasından bir grubun suikastına uğrayınca, karşısında hançerini çekmiş olarak, dişlerini gıcırdatan birisini görür: Brutüs; evet yıllarca kendisinden sonsuz nimetler görmüş olan Brutüs’tür. bu! Bakî ki, Kanuniye âşıktı. Ölümünden sonra o şaheser mersiyeyi yazdı. Fakat günün birinde gözden düşünce:
“Cihanın nimetinden kendi ab-ü-daneniz yektir.”
diye başlayan o acılıkla dolup taşan kıtasını kaleme almıştır. Fakat en yakın dostlar, bilhassa, fikir yoldaşları arasında asırlardan beri örneklerini gördüğümüz kavgalar eksik değildir.
Meşhur Alain, der ki: “Dostlar arasında anlaşmazlık diye, bir dostun dostlarından birine hücumu diye bir söz söylenemez. Eğer dostlardan yana yaralanırsak, bu, maskesini çok geç fark ettiğimiz düşmanla ilk vuruşmamız olacaktır.”
Gerçekten de halis dost bulmak bir meseledir ve bunun böyle olması, kim bilir, belki de dostluğun şerefi bakımından, kadri kıymeti bakımından lazımdır da. Yalnız zaman zaman, dost sandıklarımızın, tam siper gizlendiği köşeden bir anda sıçrayarak üzerimize atıldığını görünce şaşırıyoruz. İşte bu, fazla hayalperestlik olmaz mı? Halis süt bulabilmek imkansızlığına bizi alıştıran hayat, namuslu dostu mikroskopla aramamız gerektiğini de çoktan öğretmeli değil miydi? Dostlar veya dost gibi gözükenlerin hücumunu, hele kasıt adileşince, pek tesirsiz olur. Buna üzülmek bile fazla romantik olmaktır. Ama seyirciler içindeki düşman buna kıskıs güler; işte ağır olan budur.
Şeyhülislâm Yahya Efendi, koca şair ne güzel söylemiştir:
“Yahya’yı ağlatırsa eğer yâr gam değil
Müşkül budur ki düşmen-i nâdan güldürür”
Şardağ, R. (1952, Mart 13). Günübirlik/Sözüm ona. Yeni Asır, s. 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

