Kanun alâkasından uzak kalmış işçiler

Geçenlerde bu sütunlarda yazdığım “Ücretli Hafta Tatili” adlı yazımı okuyan bir işçi, işçilere karşı, sade benim değil her Türk’ün göstermekle vazifeli bulunduğu alâkayı esirgemediğim için bana teşekkür ediyor, fakat iki uzun sahifeyi kaplayan mektubunda Hikmet İşseven Biraz da bizi” diye söze başlıyor. Bu okuyucumun yerinde yaptığı ikaza ben de teşekkür ederim. O kendi gibi tezgâhtar olan fakat iş kanununun şümulüne girmeyen işçilerin değil bu hafta tatilinden, işçiler için çıkan hiçbir kanundan faydalanamadığını hatırlatıyor ki haklıdır.

Türkiye’de İş Kanunu on işçiden fazla adam çalıştıran iş yerlerine tatbik edilir. Neden böyledir? Dokuz kişilik bir işçi grubu niçin Kanunun alâkasından uzak kalır? On kişi değildirler diye kendilerini denize mi atsın bu vatandaşlar? Kasap, manav, eczacı, kunduracı, mahveci, bakkal çırakları, yani esnaf yanında çalışan bütün işçiler, manifatura ve tuhafiye mağazası tezgâhtarları, lokanta ve gazino garsonları, bütün bu vatandaşlar eğer bulundukları yerde on kişi değillerse dertlerini Marco Paşa’dan başka anlatacak kimse bulamayacaklardır. Halbuki bu bahtsız vatandaşların tezgâhtar, büro müstahdemleri olarak sayısı, yalnız bu isimle kurulan sendikada 30 bindir. Evet bu (30) bin üye mesela İzmir şehrinde akşamları işlerini paydos edecekleri bir saati bilemezler. Vicdanlı patronların insanlığından başka hiçbir himaye sistemi, müeyyide onlara bu saati öğretemez. Şahsi menfaatine çok fazla düşkün olan işveren elindeki müstahdemin işi ise, Allah’a kalmıştır. Bunların senelik izinleri, mesai saatleri sosyal yardımların zerresinden nasipleri yoktur. Bu memlekette halk iradesiyle iş başına geçen hükümet, İş Kanununu yeniden ele aldığı bugünlerde hiç şüphe yok ki bu mağdur işçilerimizle de meşgul olacaktır. Aksi halde içtimaî adalet yapısının temeli zayıf taşlarla kurulmuş olur.

*

NOT: Bayan Suna Akçam, Karşıyaka.

Bir hafta evvel aldığım mektubunuza doğrudan doğruya cevap vereceğim. Yazık ki mektubunuzun zarfını, dolayısiyle de adresinizi kaybettim. Resim sanatı bu memlekette zaten en öksüz sanattır. Sizin kabiliyetinizi geliştirecek atölyeler bulunmaması ayrı bir dert, ayrı bir meseledir. Bir gün bu mevzua döneceğim. Benim “Günübirlik” karaladığım bu ömürsüz yazılarımı övmenizi bir incelik ve hakkım olmayan iltifat saydım, teşekkür ederim.


Şardağ, R. (1952, Mart 15). Günübirlik/Kanun alâkasından uzak kalmış işçiler. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın