İki Fransa

İki Fransa olduğu artık öyle sanırım ki su götürmez bir hakikattir. Birinci Fransa, Cizvitlerin, eski askerlerin ve müstemleke kurtların hâlâ hayal ettiği deniz aşırı imparatorluk Fransasıdır. İkincisi malûm; şu satırların sahibinin bile ilk sanat kültürünü edinmesine sebep olan fikir alemdarı, 1789 hürriyet ihtilâlinin öncüsü olan Fransa!

Birbiriyle tezat halinde bulunan pek çok hâdiseler görmek mümkündür ama, hiçbir millet dışarıya bu idealist ve Metropolitaine Fransası gibi iki yüzü ile tezat halinde aksedemez. Tunus’ta tezahür eden son hâdiseler işte bu birinci Fransa’nın tam karakteristiği olmuştur.

İnsanlığın büyük aşıklarından Andre Gide’i yetiştiren bu memleket, şarkı daima karanlık, acaip ve pittoresque görmek isteyenlere de barınma yeri olmuştur. Dünyanın hürriyeti uğruna kan döken ikinci Fransa’nın yaptığını, Tunus’taki Müslümanların millî haklarını sinirli bir hareket, hattâ huşunetle (sertlik) bastırmaya çalışan birinci Fransa berbad etmektedir.

Sağ kolla yükseğe kaldırılan hak, sol elle boğuluyor. Bu büyük Avrupa devletinin başına gelen, pişmiş tavuklarda görilmeyen, kötü tecelliler de hep bu tezatlardan değil mi? 

Belki hâlâ Avrupa Fransa gibi müstemlekeleri olan be başı ağrımayan devletler vardır. Fakat onların siyasî bir olgunlukla politik hürriyet yolundan giderek giriştiği tatmin siyasetini Fransa beceremiyor diye Tunus’ta bakanlar ve başbakanları zincirbent edip sürmeli değil ya!

İkinci Fransa demiştik. İşte o Fransa da silâhsızlanma konferansında, barış masasında, milletlerin güvenlik hakları celsesinde konuşurken, ikinci fakir Tunuslunun paçasına yapışmıştır… İki yüzlülüğü, kadim asırlardan beri benimsemiş olan politika bile bugün artık bunu hazmedemez bir hale gelmektedir.


Şardağ, R. (1952, Mart 29). Günübirlik/İki Fransa. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın