Sen de göçtün koca hekim! Pek az zaman ferah, fakat çok defa hoyrat esen hayat rüzgârı, seni de yele verdi demek. Ama ölüm acısının dünyada çektiğimiz öldürmeyen acılardan tek farkı, artık sahibine bir şeyler duyurmaması değil midir? Sen, dudağında insaniyete şefkatle bakan son gülüş, bizi terk ettiğin andan beri sanırım ki en yakınlarınla birlikte bütün [...]
Ay: Ocak 2024
Radyomuz
Sevgili İzmir'in küçük, fakat canlı radyosu, nihayet devletçe yeni bir müdür tayini suretiyle gerçek hüviyetine kavuştu. Düne kadar başındaki müdürün ehliyetsizliği, bu işteki ihtisas yoksulluğu başta gelmek üzere, bir takım mahrumiyetler sebebi ile kör topal giden radyomuzun bundan böyle aksaksız çalışacağına ve geçmiş hatalara düşmeden bir tekâmül merhalesi katedeceğine inanıyorum. Siyasi konuşmaların başlamasıyla inşallah fikir [...]
Yediği naneye bak!
İstanbul'da çıkan bir gazetede bir tarihı roman tefrikası gördüm. Muharriri yeni bir isim olduğu için bir göz atayım dedim. İşte mevzuu: İkinci Sultan Murad'ın oğlu şehzade Mehmet sünnet ediliyormuş. Bu yüzden büyük bir eğlence tertip edilmiş, bu eğlencede Sırplar, Ulahlar ve diğer bazı milletlere mensup esirler ortaya çıkıyor, birbirlerini bıçak, demir, çivi vesair kesici maddelerle [...]
Bedbaht
-Nen var dostum, yine dalıp dalıp gidiyorsun?-........ Onu birkaç aydır böyle dalgın , perişan buluyorum. Çağını geçirmiş olan bekâr arkadaşımın sık sık nükseden bir hastalığı var: Böyle senenin birkaç ayında aniden boynu bükülür, kendisini, dünya yüzüne gelmiş insanların hiçbirinin yaşamadığı bir derdin sahibi olarak tanır. Dalar, mükedder hislerinden nasip almış olduğu besbelli bulunan gözlerle ufku [...]
Suzinâk
Geçen gece açık hava tiyatrosunda İsmail Şençalar’ın kanununu uzun uzun ve derin derin dinledim. Suzinâk makamında pervaz eden kanun, musikimizin bu konuşkan sazı, kendi bünyesine en uygun bir makamı süslemedeydi. Bizim musikimizde makam, batının kendi yapısında bulunmayan bir özelliktir. Rahatça sayılabilecek olanların sayısı yüze, heyeti mecmuası üç yüze varan bu makamlar, ruhların ayrı ayrı nağme [...]
Çabalama kaptan
Evvelki gece İzmir limanında, Konak ile İnciraltı arasında işleyen bir vapur, İnciraltı'na yaklaşırken, Reşadiye açıklarında durdu. “Efendim, durur ya, bir arıza olmuştur” denilebilir. Fakat bizim vapurumuz, durmadı, oturdu. Oturdu dediysem, karaya oturdu. “Olabilir” diyecek misiniz yine bilmem. Hâlâ bu işi ehemmiyete almıyorsanız haber vereyim: Vapur karaya değil, şapa oturdu. Nasıl mı? Basbayağı! Bu yollarda yüzlerce [...]
Circo Medrano
Medrano sirkinin şehrimize yapıştırdığı afişleri gördünüz mü? Sanki müşterilerini sadece İtalyanlardan temin edecekmiş gibi, “Circo Medrano” diye başlamış… İtalyanca devam etmiş, gitmiş… Kendilerine bir hayli dövizimizi bırakacak kadar cömert davrandığımız bu cambazlar gurubu, “senin olsun paran” der gibi, Türklerin hâkim olduğu bir ülkenin duvarlarını saygısız kâğıt afişleriyle dolduruyor. Neden bunu yaparlar? Eğer her dildeki müşterilerini [...]
Gelmiyor
Adamcağıza dert olmuş, oturup dövünüyor. Konrad sirki gelmiyor diye. Sanki efendim ne gelmiştir ki o gelsin… Bir tek “gelmiyor” kelimesinin sırtına binerek hayal yolculuğunda yürü, ha yürü, bir hayli mesafe almaya başladım. Medrano geliyor, Konrat gelmiyor. Dert geliyor, derman gelmiyor. Yaban geliyor, baban gelmiyor. Av geliyor, sapan gelmiyor. Gözler ağlıyor; yaş gelmiyor. Düşmanlara hedef oluyoruz [...]
Efkâr-ı umumiye
Türkiye'de de bir efkâr-ı umumiye enstitüsü kurulacağını öğrenince her hürriyeti seven, halkın fikrine kıymet veren Türk gibi sevindim. Ama ne yalan söyleyeyim, Edirne'nin her peynir fabrikasında nasıl aynı lezzette kaşkaval peyniri yapılamıyorsa, Amerika'daki halkı yoklama enstitülerinin hapsinden de müsbet netice alınamıyor. Hatta öyle sanıyorum ki son zamanlarda hemen hepsinin görüşü fiyasko ile neticeleniyor. Bu neden [...]
Köksüzlük
-Efendim, Türk müziği dediğiniz şeyin tekniği Bizansın malıdır, bizim değildir.-Peki, ya alafranga dediğiniz müziğin tekniği büyük babanızdan mı miras kalmıştır? -Bizim musikimiz hazin hazin inleyen, ağlıyan musikidir.-Ya garbın ki kahkaha mı attırır? *** -Bacaklarını yanındaki ihtiyarın burnuna doğru uzatma yavrum, edep diye bir şey vardır.-Ayaklarımın hürriyet ve rahatını bozmak mecburiyetinde değilim; geçti o devirler. *** -Dur [...]
