Türkiye’de de bir efkâr-ı umumiye enstitüsü kurulacağını öğrenince her hürriyeti seven, halkın fikrine kıymet veren Türk gibi sevindim. Ama ne yalan söyleyeyim, Edirne’nin her peynir fabrikasında nasıl aynı lezzette kaşkaval peyniri yapılamıyorsa, Amerika’daki halkı yoklama enstitülerinin hapsinden de müsbet netice alınamıyor. Hatta öyle sanıyorum ki son zamanlarda hemen hepsinin görüşü fiyasko ile neticeleniyor. Bu neden böyledir? Bir defa bu efkârın yoklama enstitüleri taş çatlasa halkın çok küçük bir topluluğuna sual tevcih edebiliyor. Ama bu fiyaskonun asıl âmili olamaz. Bu enstitü mensuplarının tevcih ettikleri sorular pek kısa ve cevap verecek olanı şaşırtıcıdır, diye düşünülebilir. Öyle sanıyorum k, bunun da büyük hayal sukutlarında pek o kadar dahli yoktur. Meselenin kökü fiyaskoların derinliği nisbetinde derindir.
Yugoslavyada Tito’yu kimse tutmuyor diye hüküm veren enstitüye rağmen Tito yüzde doksanın reyi ile iş başına diktatör olarak getirildi. Bundan evvelki seçimde “Truman’ın hiç kazanma şansı yok” dediler. Fakat adamcağız seçimde rakiplerini berbat etti. Mesele şurdadır. Halk dediğimiz o ani kararlar vermeğe mütemayil bulunan ezeli kaygan madde, öyle şamar oğlanı gibi avucumuz içinde rahatça oturacak mahlûk değildir. Şimdi lodos eserken beyaz değgindir, az sonra poyrazla beraber siyaha doğru döner. Bu, mahşerden nişan veren sevimli yığının bazen bin sebep fikrini değiştiremez de, bazen küçük bir olay, bir işaret ona istikamet verir. Kabahat bu halk efkârını yoklama enstitülerinde değil, yoklayışın çok sathi kalışındadır. Girişeceğimiz yeni teşebbüsü çok esaslı ele almalıyız…
Şardağ, R. (1952, Ağustos 12). Günübirlik/Efkârı umumiye. Yeni Asır, s. 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

