Dün Müzeyyen Senar tarafından okunmuş bir türkünün son iki mısralık nakaratını dinlerken “Ööö!...” dememek için kendimi zor tuttum. “Lofçanın hanına vardıkVeresiye rakı şarap aldıkSalla da fistanı” Halk türküsü adı altında neşredilen bu zırıltı, bir memleket havasının büzülüp azmanlaştırılmış şeklinden ibarettir. Azman! Bunun hangi çeşidi güzel ki… Heybetli bir köy tavuğunu ispenç cinsi ile karıştırıp azmanlaştıran, [...]
Ay: Ocak 2024
Tramvay safası!
Geceleri son tramvaya veya ondan bir evvelkine atlayıp Güzelyalı'ya döndüğünüz olmuşsa komik biletçiler, kalabalık ve sıkışığa rağmen yolu hafifletmeğe çalışan babacan insanlara rastladığınız olmuştur. Ama bazen acı manzaralar karşısında kalınca da bindiğinize, bineceğinize pişman olasınız gelir. İşte dün gece, beni, değil tramvaya binmiş bir yolcu, fakat adam olmaktan utandıran gece oldu. On Dört Mayıs durağına [...]
Beklemek…
Dün, sıcaktan daha koyu bir dostumu, muayyen randevu saatinde bekledim, fakat gelmedi. Ayrılırken, içinde yüzdüğüm hisleri olsun şu kâğıda karalayıp günlük fıkramı çıkarayım dedim. Bahsettiğim hisler, beklemekle alâkalıdır ve beklediğim sıralarda duyduğum hislerdir. Düşünün, sevilen bir arkadaşı, gelişini dört gözle umduğunuz ve saadetini yaşamaya başladığımız bir dost veya sevileni beklemek ne güzel şeydir. O geç [...]
Faruk-ul evvel
Son Mısır Kralı Faruk kendi vatanından kovulurken fellahçocuklarının yaptığı meserret şamatalarına dikkat ediyor musunuz? Hatıralarınızı şöyle bir yoklarsanız bir şeyi daha bütün canlılığı ile yadınıza getirmeniz mümkün olacaktır sanırım. Altı ay evveldi; Kahire semalarına ışıkla şu yazı hâkkedenler yine aynı halktı: “Allah, Faruk, Mısır” Dünyaya nasıl bir saadet veya ukubet getireceği henüz malum olmayan bu [...]
İnce…
Dün büyük bir telâş içinde maliye dairesine gitmek üzere ikinci beyler sokağına girmiştim ki sıcak şakaklarımdan, sade şakaklarımdan mı ya, her yanımdan ter damlalarını döktürüyor; gözüm adeta önümü zor görüyordu.Fakat bir aralık bakışlarıma ince ve çıtır pıtır bir genç kız ilişti. Yakası kapalı, çağla yeşili entariye yaslanmış bir çift beyaz kol, güneşe mukavemet yarışını kazanmış [...]
Kumkuma
Efendim, geçen gün bir toplulukta, kendinde çok iri bir mahlak hali vehmeden bir kurbağanın şişip şişip toslayışına şahit oldum. Sonundaki acı mahcubiyet onu insanda asıl olması lazım gelen yumuşak başlılığa, tevazua ve başkalarına hürmete alıştıracak mı sanmıyorum. Çünkü bu tezadlar dünyasında insan dediğimiz varlık da ayrı bir tezadlar kumkuması değil midir? Zahira hale bakıp hüküm [...]
Böyle gecenin…
Son Olimpiyat güreşlerindeki neticeler gerçekten üzücü oldu. Üzücü, fakat beklenmeyen bir şey değil.“Efendim, idarecilerin beceriksizliği…”. Böyle bir sebep satıhta kalır.“Antrenmanlar zayıftı.”Bu hükmün isbatı çok zordur.Şans ve kader işi diyecek kadar da basitleşemeyeceğimize göre asıl sebebin kaynağını bulmak zorundayız. Gerçi yukarıdaki hükümlerin hepsinin bu yarıdan fazla mağlubiyetlerde payı vardır. Fakat bu pürüzler asıl sebebin daima üstünde [...]
Nasip
Dün matbaanın tam kapısına yaklaşmak üzereydim ki, bir insan harabesini, ekmeğini, çöplükten edinilmiş karpuz kabuklarından birine banarken gördüm. Belki bunu siz de tanıyacak ve ihtimal rastlamış olacaksınız. Yaşının ve talihinin ağarttığı saçları, siyah kaderini aksettiren uçuk ve mahzun yüzüne dökülmüş; diz kapağından aşağıya gelen kısımları parçalanmış bir entari yegane sermayesi.. Yanına birikmiş olan üç dört [...]
Uşak
Tulûat tiyatrosunun komik adı altındaki son mümessili, Dümbüllü İsmail’i geçen gece bana, on bir yaşındaki heyecanlarımın aynını tattıran bir lezzetle seyrettim. “Son tulûat komiği” dedim. Çünkü bizi kendisine değil, sanatına güldüren tek halk sanatkârı olarak ortada kalan odur. Şaklabanlıkta, belden aşağısı ile alâkalı tekerlemelerde, gerçek tiyatro ile, halk geleneklerinin ortasında kalan melez hareketlerde gördüğümüz o [...]
Çoğalmış
İstanbul'un birkaç sene içinde yepyeni bir çehre iktisap etmesi mümkün değil tabii. Koca alâmet şehirde sarfettiğiniz emekler, dev misali bir hacme sahip olmayınca elbette eriyip gidecek. Sadece bir şey dikkatimi çekti. Efendim, eskiden beri mevcut olan ve hemen her şehirde rastgeldiğimiz öyle nesneler var ki burada pek çoğalmış. mesela armut; ne kadar da bol. Sokaklar, [...]
