
Bugünlerde habire bir basın balosudur, söylenip gidiyor. Eğri büğrü, acaip bir adam olduğum için doğrusu dans bakımından baloların pek tadını çıkaramam. Çok kere de balo dönüşü mahzun olurum. Bir aralık, gelip geçmiş baloların ve yeni basın balosunun hayaline mi dalmışım nedir, dün, sabahtan akşama dek balo dedim, başka bir şey demedim. Kelimenin aslı nereden geliyor acaba. Sonunda (o) harfi olduğu için İtalyanca olmalı? Peki ama Lâtince aslından gelmediği ne malûm. Bununla beraber Fransızca da olabilir hani.
Bende de rüküşlük mü istersiniz, işte oturmuş, işin aslını, menşeini araştırıyorum. Zamanımızda neyin aslını bulabildik ki… Şu bâlâdan konuşup, kelimelerini balyoz indirir gibi kafamıza indiren cesaret taslar aslını bir yoklasalar, ödleğin biri çıkmazsa bana ne derseniz deyin! Onun için hiçbir şeyin aslını karıştırmasak daha iyi ederiz. Bir aralık aklıma geldi. Bir balo dönüşü “balodan ne anladınız diye” davetlilerin intibalarını sorsam nasıl olur? İşte on yedisinde aklı erik, bir kıza soruyorum:
-Balo nedir sizce?
-Efendim balo dediğiniz bir ümit gecesidir. Milli piyango ne demek oluyor ki… Asıl piyango balodadır.
Artık sıra ile soruyorum.
-Balo neye derler?
Haşarı ve marifetli bir kız:
-Evvelâ Rumba, sonra Konga, düşürebilirsem eğer, tonga.
Saf bir delikanlı:
-Ağırdan alıp alâka beklemek, sonunda havyar kesmek.
Yaşı geçkince evli bir hanım:
-Fena değil, fena değil ama, şu balodan evvel ayna karşısındaki faydasız tuvalet mücadelesi, yüz ve deri kavgası olmasa.
Feci şekilde kıskanç evli bay:
-Balo nedir mi, def’i belâ efendim, def’i belâ!
Budalalığın cezasını çeken bir genç:
-Balo da neymiş. Zırva şeyler, bunlar, zırva.
İki küçük çocuk, el çırparak:
-Amuca, balo bayram yerine benziyor; bayram yerine.
Bir köşeye çekilmiş, kendinden çoktan balo geçmiş, fakat hevesi geçmemiş olan somurtkan ve yaşlı bir hanım:
-İbret levhası evlâdım, ibret levhası!
Yeni evlilere soruyorum:
-Henüz ayımız dolmadı. Adı üstünde bal demektir, bal!
Sonra bir tuhaflık daha geldi aklıma. Vücudun bazı üyelerine sordum, balonun ne olduğunu. Aldığım cevapları sıralıyorum.
-Gözler, siz ne yaptınız baloda?
-Biz bir şey yapamazdık ki… Mütehassirane baktık.
-Kulaklar, siz baloyu nasıl geçirdiniz?
-Ümit verici bir kelime işitebilmek helecanı içinde.
-Peki dudaklar, sizler ne yaptınız baloda?
-İsteğimizi istemez gibi göstermiye çalıştık.
-Ya siz genç ayaklar?
-Bizler mi tepindik.
-Ya eller, sizler ne yaptınız?
-Yorulduk, terledik, sırılsıklam olduk.
-Ya siz, soluklar, sizler ne âlemdeydiniz?
-Bizler mi? Boğuştuk durduk.
Balo bir âlemdir efendim, bir âlem!
Şardağ, R. (1952, Ekim 15). Günübirlik/Balo. Yeni Asır, s. 3.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

