Mekteb-i âlem

Muvakkaten idaresine baktığım radyodan ayrıldığım günlerdeydim. Henüz ayrılmadan önce hakkımda, bir gazeteciye lüzumundan fazla iltifat eder mahiyette sözler söyleyen genç bir solist, ben radyoyu terk ettikten sonra, yine hakkımda sorulan bir suale cevap dahi vermeyi lüzumsuz görmüş, bunu da okudum. Talihin garip cilvesi. Ayni solist, radyoyu tedvire ikinci defa memur edildiğim zaman gelip benim, hayranı [...]

Halep ve arşın

Halep'te yakılan şey bayrağımız olduğu halde, Arap komşularımıza kızmaktan çok ağlayasım geliyor. Nasıl ki Mısır'da da birkaç donsuz fellâhın hareketini, acizden gelme tepinmelere karşı duyulan merhametle karşıladım. Hepimiz de böyle karşılarız. Zira, şu kendilerine bir arşınlık mesafede bulunduğumuz Halep şehrindekiler de iyi bilir ki, biz öyle bayrağımızı kolay kolay yaktıran ve başka bayrakların, başka dipçiklerin [...]

Hamdi bey hoş geldin

Demek artık Türk'ün ve Batı'nın büyük klâsik müziğini çatıda, ayni şerefle barıştırmasını bilmeyen idaresizliklerimizden kurtulacağız.RÜŞTÜ ŞARDAĞ Ankara'dan iyi tanıdığım, sevdiğim ince adam, Hamdi Akverdi hoş geldin. Millî Eğitim Bakanlığı'nın güzel sanatlar alanında üstün bir mevkiin olduğunu bilirim. Gazetelerden okuduğuma göre buraya resmî bir vazife ile, güzel sanatlarla alâkalanmak üzere gelmişsin. Peki ama bunun manasını anlayamadım. [...]

Hem benzer, hem benzemez

-Yahu, sen geçen hafta Afyon'da bir baloda mı idin?-Ne münasebet?-Biliyorsun, geçen hafta hususi işlerim için Afyon'a gitmiştim. Bir yardım derneği menfaatine verilen baloyu da kaçırmadım.-Bilirim, böyle şeyleri kaçırmazsın!-Azizim oraya bir aralık biri girdi ve çıktı. “Şardağ” diye arkandan bağırarak koştum, fakat yetişemedim.-A canım, bilmez misin ki ben balolarda pek gözükmem. Sonra Afyon'a da gitmedim. Orta [...]

Jilet yutmuş…

İstanbul gazetelerinden biri yazıyordu. Bir hasta adam meşhur bir mide mütehassısına gitmiş. “Efendim demiş, ne yesem hazmedemiyorum. Sık sık kusuyorum; bana bir çare.” Mütehassıs doktor evirmiş, çevirmiş. Hastayı bir hayli solutup soluksuz bırakmış, yoklamış, arkasını tıklamış ve epice yumruklamış, teşhisi koymuş: “Ülser var sende. Mamafih bir kist olmak ihtimali de var. Bu ancak vereceğim ilâçların [...]

Çocuklarla…

"Göreyim sizi, bugünü size bırakana vefa ile bir damla göz yaşı dökün". Rüştü Şardağ Yarım asrın yarısı, çoktan geçti. Adım adım, erişe erginleşe halk egemenliği rejiminin derinliğine doğru gidiyoruz. Tarihten gelen millet yapımıza sonradan tebelleş olmuş sultan idareleriyle bir hayli yoğrulduğumuz sırada Atatürk, biz bir anda içten ve dıştan silkeledi. Çürük ve kurumuş yapraklarımızdan temizledi. Tam [...]

Ey kulağına dürttüğüm

Bir rejim düşünün; Tanrı mı? “Geç efendim” desin. Doğruluk, fazilet, insanlık mı? “Bunlar burjuva anlayışı; modası geçmiş şeyler” desin. “Vatan, kardeşlerimizin canı, hayatı, ailelerimizin namusu, topraklarımızın şerefi…” “Vatan mı, aile mi, toprak mı” diyerek, size, bir kutup ayısından daha soğuk, gülsün. Bu vatansız, milliyetsiz, mukadderatsız ve merhametsiz sisteme bir şey dediğimiz yok. Ama gelin görün [...]

Kol

Dün gazinoda oturmuş, kulağımda çocuk sesleri çınlarken, gözlerimle, sahilden süzülerek giden süt beyaz bir vapuru seyrediyordum. Birkaç gün süren sıkıntılı yağmurlar dinip, gök olanca mavisiyle berraklaştığı için olacak, bayramın ruhumda yarattığı dolulukla kendimi geçip giden vapur gibi süt beyaz gördüm; hani nasıl pembenin, bir de toz pembesi olur, beyazın da öylesi beyaz! Basık tavanlı gazino, [...]

Çüş!

Bayram vukuatını dünkü gazetelerden ben de takip ettim. Bizim buradaki arkadaşlar, bayramı hâdisesiz, neşe içinde geçirtmişler. Ama kazın ayağı hiç te öyle değil. Dün okuduğum bir havadis, bayram, bayram olalı ilk defa cereyan etmiş hazin, soğuk ve münasebetsiz olaydır. Ne olmuş diyeceksiniz? Olan şey, bir tecavüzdür. Bir adam namuslu bir kadına zorla tecavüz mü etti? [...]

Gidip gördüm

Yerli filmlerimiz hakkında bu sütunda yazdığım yazının mürekkebi kurumadan, gelip “Dudaktan kalbe” yi gördüm. Görüşlerimde, daha doğrusu ümitsizliğimde, ümide doğru bir kımıldanma olduğunu itiraf etmeliyim. Bir defa eser, aziz dostum Reşat Nuri Güntekin’in aynı adı taşıyan romanını mevzu edindiği için, bugüne dek gördüğümüz, birçok müşterek bayağılıklardan, yerli film senaryolarındaki lâubaliklerden hemen hemen uzak gibi. Yeşil [...]