Güzel bir çirkin

Otobüsteyim. Kalabalık içine ihtiyar bir kadın giriyor. Oturanlara bakıyorum, kimsede bir kıpırdama yok. Sevimli, nur yüzlü anacık, tutunacak bir şey arıyor besbelli. İki yanına yalpa yapıyor. Pencereye tutunmak istiyor, fakat bizim şu miadını dolmuş oynak otobüsümüz onu öbür yana atıyor, demiri tutmak ümidine kapılıyor, buna da gücü elvermiyor. Ayaktayım; “gel anne şöyle” deyip kendi durduğum [...]

Nafile yetişemeyiz

Biraz göbek peyda ettiğimden mi nedir, dün sabahleyin, Basmahane-Alsancak otobüsü burnumun dibinde olduğu halde, bütün seğirtmeme rağmen yetişemedim. Bir sıçradım, o benden önce “fırttt” diye dümeni, kordona doğru kıvırıverdi. Tam bu sırada ense kökümde biten deli dolu arkadaşım, “Nafile” dedi, “senden de geçmiş; yanı başındaki otobüse yetişemedin! Aranızda on adımlık mesafe olsaydı, yüreğim yanmazdı.” Bozulmadım [...]

İkinci konser

Dün gece Münir ikinci konserini verdi. Şehrimizin ölümsüz evlâdı Rakım Hoca, bu konserin ilk kısmının birinci eserini, güftesi Baki’nin olan: “Müheyya oldu meclis sakiya peymaneler dönsün.” Hüseyni nakşıyla tezyin etmedeydi. Bir defa şununla İzmirliler övünebilir ki Hisar Camii'nin bu derin hocası hiçbir eserinde bu rütbe yükselmemiştir. Klâsik musikimizin Dedelerine has bir olgunlukla işlenmiş olan bu [...]

Hasan efendi değil, Münir efendi

Dün gece Elhamra sinemasında bir konser dinledik ki, ne gürültü, ne alkolize bir hava, ne tabak, çatal sesleri, ne münakaşa, ne hır, ne de zır vardı. Leblebi satanlara, gazoz patlatanlara, Amerikan jikleti çatlatanlara hiç rastlamadık. Bu bahtiyarlığın bir yüzü idi. Bir de öteki yüzü var. Büyük üstadım aziz sanatkâr Münir Nurettin’in her konserinde olduğu gibi [...]

Hoş geldin Münir…

Beş köklü medeniyetin hatıralarını ardında saklayıp Homeros’u ile olduğu kadar, Rakım Elkutlu’su ile de övünen, sanata, musikiye ezelden vurgun olan şehrimiz, seni bağrına basmakla bahtiyardır. Sen de iyi bilirsin ki dostum, Türkiye'de bir alaturka- alafranga davası yoktur. Alafranga, kendi tekniğinde devlerini vermiş; bizimki de kendi devlerini bizlere yadigâr bırakmıştır. Gerçi komiktir, onların üstadlarını yâdetmek bu [...]

Her yanın oynak

Otobüste Kültürpark'a gelirken, radyoya gelen bir dinleyici mektubunu okuyordum: “Sizin” diyor, “radyonuzu bir buluyorum, bir kayboluyor. İstasyonunuz neden böyle oynak, izah eder misiniz?” Efendim, sen misin mektubu okuyan. Şu bizim emekliliği yaklaşan sarımtırak Tepecik otobüsü içinde bir zıpladım; midem, bağırsaklarım karnımın içinde birbirine girdi. Güç hal ile hop kalkıp cup oturan otobüsten inip Kültürpark'a giderken, [...]

İçi dışı bir politika

Evvelki gün, Büyük Millet Meclisinde, Dışişleri Bakanı Profesör Köprülü'nün, Sovyetlerin son notasına cevap verilmeyeceği hakkındaki beyanatı üzerinde durdunuz mu? İkinci cihan harbinden muzaffer çıkmış büyük bir kara devleti olmanın verdiği sarhoşluktan bir türlü ayılamayan bu kötü niyetli komşumuzu, hiçbir şey ayıltmasa bile, Köprülü'nün bu milleti temsil eden ezici tavrı ayıltmış olsa yeridir. Tok sözlülüğü çok [...]

Mümkün mü Unutmak

Nahit Hilmi’nin ölümü ile büyük bir boşluk kaldığı sanmıyorum. O sülün vücutta, hayat ve fizik namına zaten bir şey kalmamıştı. Bu tende, maddenin bütün kımıldanışları bitmiş, uçuk ve donuk gözlerde kupkuru bir yalnızlıkla, ıslak bir zavallılık birikmişti. Yalnızdı; çünkü duyduğu kadar duyurduğu güftelerinin sahibi çoktan cismini, şairden uzaklara kaçırmış, onu yer yüzünde yalnız komuştu. Bir [...]

Delinin yaptığı heykel

Akıl hastanesi mensuplarından birinin yaptığı “Düşünen insan” heykelini her halde gördünüz. Heykel düşünceli, onu yapan adamı da gördüm; o da düşünceli. İnsanız, müsaade ederseniz ben de biraz, bugün düşünmek üzerine düşüneyim bari. Baksanıza, o heykelde Rodin’in “Düşünen adamına” benzer bir hal buluyorlar. Pek haksız değil bu! Çene altına dayanan o yumruk el ve o sıkılmış [...]

Devam Şaban, devam…

İstanbul’un bilmem neresinde, dün bir gazete gördüm. Şaban adında bir vatandaşımız rüyasında gördüğü bir defineyi bulmak üzere hükümetten kazı müsaadesi almış. Onbeş gündür, hiçbir netice alamadığı halde, korkutucu bir sebat ve soğuk bir inatla adamcağız bu hayal hafriyatına kaz ha, kaz, devam ediyormuş. İlk bakışta pek çokları gibi ben de biraz gülümsemedim değil bu habere. [...]