Ocak

Zelzelenin yurdumuzun şirin köşelerinin yağmaya veren hazin fotoğraflarını, yüreğimiz ezilmeden seyredemiyoruz. Orta Asya’dan kalkıp kuruyan deniz sebebi ile kendisine yurt edinmeye mecbur olduğu gündenberi ne hazin talihtir şu bizim talihimiz! Denizlerin kuruması, toprakların kayması, su taşması ve nihayet yer sarsılması ile yoğrulan bu cefa görmüş millet, insanı derin derin düşündürüyor. Fakat yine gazetelerimizden, resmi kaynaklardan öğreniyoruz ki felakete koşulmuştur. Hem bu sefer dört beş koldan bir milli seferberlik oldu bu! Devletin en büyüğü, en salahiyetli bir hükumet elemanı ile birlikte felaket yerine gelir gelmez, asker ve sivil ekipleri, Kızılay’ı gönüllü doktorları, dostumuz Amerika’nın Kızılhaç’ını yanıbaşında bulmuştur. 

Şüphe yok ki bir daha dönmemek üzere kayıp vermiş olanların acısını ne Kızılay’ın, tütün aşı, ne yardımcı olarak dökülen gözyaşı teselli eder. Ama felaketin bir büyüğü de yalnız kaldığınızı hissetmeniz değil midir? Yeniceli, Gönenli bahtsız kardeşimizin sızlayan yüreğine, yanıbaşındakiler şefkatli bir yastık oldular sanırım. Fakat kafi değil. O yerlerde bir zamanlar mesut ocakların dumanları tüterdi. Biz Türklerde ocak mefhumu, gönlümüzün sahibi kadar kıymetlidir. Bugünkü haraplıklar üzerinde millet ve devletçe kurulacak yeni ocakların dumanları vatan semasına buğularını saldığı gün, kısaca sönen ocaklar tüttüğü gün gönlümüz şadolacaktır. Zira şairin dediği gibi bizim hürriyet ve istiklalimiz, “Yurdumuzun üstünde tüten en son ocağa kadar devam” eder. 


Şardağ, R. (1953, Mart 26). Günübürlik / Ocak. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın