Her Türk evi üç gündür matemlerin en siyahına büründü. En aziz bir aile uzvumuz kaybolmuş gibi ezilen yüreklerimize taşla bassak teselli kâr etmiyor. Siz, albayından erine, dünyamızın barış çiçekleri solmasın diye gittiğiniz son manevradan başarı ile gelin, güle oynaşa vatan ve insaniyetin hürlüğü nöbetinden dönün; sonra ölümlerin en kahpesiyle kaybolun; yazıklar olsun talihin böylesine!..
Ey her birinde yirmiden elli seneye dek say-ü-gayret toplanmış bulunan yurt mahsulleri!
Sizler, gözleri mahşere kadar yolunuzu gözleyecek olan anaların, nurtopu evlâtları! Bahtsız tazelerin civan kocaları! Kardeşler, babalar.
Vatandaşlar!…
Sizler, analarınızın, vatanınızın üzerlerinize geçmiş haklarını, ne çabuk, ne körpe yaşınızda, böyle lâhzada ödediniz?
Bizi vuran şey, düşmanın en kahpesi, ölümlerin en beteri ile şehit oluşunuzdur; yoksa nöbet nöbet, bu cefalar, kurbanlar ve şehitlerle ayakta duran mübarek vatan uğrunda hepimiz bir gün aziz canımızı verebiliriz.
En büyük tesellimiz son sözünüzdür: Ailelerimize selâm, Vatan sağ olsun!
Aile ve vatan… İşte Türk’ün uğruna her şeyini feda ettiği iki kutsal gaye. Ocak ve vatan sevgisi yüzündendir ki vatan coğrafyasında demir gibi sert ve sağlam basıyor, kâinata hür bakıyoruz. Bu uğurda, sizler, metanetle ölebildiğiniz içindir ki ölmüyoruz.
Ey kahraman bahriyenin destanlara sığmaz şehitleri! Acınızla dağlı, bıraktıklarınıza bağlıyız. Allah’a duada ve hizadayız, müsterih olun!
Şardağ, R. (1953, Nisan 8). Günübirlik/Şehitlerimiz. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

