Oldu, bitti

Dün İnönü İlkokulu’nun müsameresinde idim; senelerdir ilk defa müsamere nedir, bunu kavramış bir mekteple karşılaşmak içime huzur verdi. Bir defa her sınıftan en az üçte bir, hatta iki nisbetinde çocuk, türlü vesilelerle sahneye çıkarılmıştı. Öte taraftan, bir koro veya rond münasebeti ile de, bazen bütün bir sınıf karşımızda mevki alıyordu. 

Neden bizde bu hal bir istisnadır ve müsamere de diğer faaliyet kolları gibi zoraki bir meşgale olmaktan kurtulamaz? Mesalâ bir okulun beş on talebesi, kabiliyetli olduğu işin  (sanki ötekileri kabiliyetsiz) bütün bir sene hazırlanır. Sene sonunda velilerinin yanında, sahneye çıkmaktan mahrum kalan öteki öğrenci çoğunluğu, mütehassir bakışlarla bu arkadaşlarını seyrederler. 

Sanki okullar Şehir Tiyatroları’na eleman yetiştirmek için kurulmuş müesseselerdir. Sanki müsamerelerden maksat, haftada en az bir defa yapılarak, çocukları mahcup dilsizlikten serbest meclis insanı, topluluk adamı haline ulaştırmak değildir. Efendim, müsamere yapmalıyız, ama “Jeun premier” yetiştirmek için değil, çocuklar daha zengin konuşsunlar ve tahayyül etsinler diye spor yapmalıyız; ama bir kaç çocuk adale teşhir etsin diye değil, sıhhatli yaşamanın itiyadına varılsın diye. Kooperatifcilik kuracağız; fakat iyi yavru ile bir öğretmenin sırtına bir takım karışık hesap işleri yüklemek için değil, bütün öğrencilerde hesaplı ve tutumlu yaşamanın şuuru yerleşsin diye. İzcilik, nam-ı diğer Yavrukurt teşkilâtı meydana getireceğiz; lâkin senede bir defa boy göstermek ve düttürüdüt demek için değil. 

Bir takım yeni görüşleri (pek de yeni değil ya) kalıp olarak aldık mı, her şeyi oldu, bitti sanıyoruz. 


Şardağ, R. (1953, Nisan 13). Günübirlik/Oldu, bitti. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın