Bir okuyucuma

Hatay caddesinden mektup gönderen bir bayan okuyucum, (kendisine ayrıca mektup yazacağım), enstitüyü bitirmiş, nefes almadan kitap okuyormuş. Kültürse kültür, tahsilse tahsil; bir türlü ne güzel konuşabiliyor, ne de güzel yazabiliyormuş. Bana diyor ki: “Mümtaz konuşmadıktan sonra hiç konuşmamayı tercih ediyorum.” İlâve ediyor: “Ne tavsiye edersiniz?”

Bestelerimin, yazılarımın, tenkitlerimin kendisinde bıraktığı derin tesiri eskilerin dediği gibi “Hüsn-i hasse”sine yorduğum bu değerli okuyucumun ve onun gibi düşünenlerin hakkı var: Güzel yazmak ve konuşmak için yazılmış kitapları okumakla bu melekelerin elde edileceğini sanmak, eline her oltayı alanın balık avlaması kabilinden imkânsızdır. Yüksek bir tahsil mutlaka bu kabiliyetleri kazandıramaz. Ispatı yüzlercesiyle meydanda değil mi? Okuduklarını derin bir tenkit kuvveti ve yoğurma kabiliyet ile yeni bir terkibe ulaştıramayan tahsilin yükseği ile temeli çürük bir evin altıncı katında oturmak arasında da fark yoktur. 

Ya kültür? Kültür esastır ama, bizde öğrendiklerimizden geriye kalan her manevi teressüp kültür müdür? Tam çocukluktan cahilliğe geçiş sırasında okunmayan Sharlock Holmes nasıl kafa mefruşatımızda bir noksanlıksa, kazık kadar olduktan sonra da avantür eserlerine dalmak beyhude bir hamallıktır. Ya ne yapalım?

Yarın yine yazacağım. 


Şardağ, R. (1953, Ağustos 5). Günübirlik/Bir okuyucuma. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın