Bizim kadar okumuş, bizim kadar yazmış olanlardan, kısaca bizim kadar mürekkep yalamışlardan üstün olabilmemiz, şüphe yok ki bir kültür davasıdır. Kültür ise okumakla elde edilir. Ne okuyacağız? İşte bütün mesele buraya dayanıyor. Benim değerli okurum diyor ki: “Hemen her çıkan mecmuayı okuyorum. Telif, tercüme yüzlerce eser okudum.” yine de üstün yazı yazma ve konuşabilme kabiliyetinden mahrummuş.
Bir defa çocukluktan başlayarak psikolojik devrelerin beyin yapımızdaki hususiyetine uyan eserleri okumuş olmalıyız. Afacan, hareketli, mütecessis (gizli şeyleri araştırma merakı) çağ olan 10-13 yaşları arasında hayâl, macera ve dedektif romanlarını okumayan veya bunları temin edemeyen veyahut da bunları okumasına mani olunan çocuk, bakıp da görmeyen âlil kimse kadar mahzundur. Bunun gibi her devrenin hakkın vermek lâzım. Ama bizde realite böyle mi ya? Ev bark kurmuş, çocuk çocuk sahibi olmuş hanımlarımız hâlâ on sekiz yaşın genç kızları gibi felâketle bitmiş aşkların, hasta tariz romanlarını okuyorlar. Ellisinde seksoloji, on yedisinde Shakespeare, altmışında Nak Pinkenton okuyanlar olduğu gibi. Kültür edinmek için dünya bahçesinde açılmış çiçekleri çağa, yaşa ve başa göre koklamak, ne büyümezden büyük eserlere bön bön bakmak; ne de onları sakız çiğnemenin rahatlığı ile geçkin yaşta okumak doğru değildir.
Kültür edinmek için, seçilecek eserlerin en verimli ve olgununu ayırmak ise ayrı bir maharettir. Ben, hani hiç bir gazete patronu alınmasın, kendini yükseltmek isteyen okuyucularıma en başta gazete ve piyasa romanlarına bir nihayet vermelerini tavsiye ederim. Neyi okumak, hangisini okumak? Hele bir okumayacaklarımızı bilebilsek, öte tarafı kolay. Meselâ eserleri Türkiye’de on binlerce insan tarafından okunan, bir Esat Mahmut vardır. Açın edebiyat tarihini bu ismi arayın: Yok! Kerime Nadir; yok! Burhan Cahit; yok! Ve daha yüzlerce romancı adı; yok, yok! Bakın Türk edebiyatına, kimler var; onları okuyun. Alın Avrupa’nın tenkit otoritelerini; kimler devirlerini devirebilmiştir? Öğrenin, onları okuyun!
Okuyalım ama, okumanın da bir metodu yok mu? Yarın da bu bahis üzerinde duralım.
Şardağ, R. (1953, Ağustos 06). Günübirlik/Edebiyata geçmemiş mi, geç!. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

