Bir ananın düşündürdüğü

Geçenlerde, Amerika’nın bilmem hangi eyaletinde bir anne, çocuğunun hayatını kurmarmak için gözünü satılığa çıkarmış ve demiş ki: “Sakın ola ki zengin insanlar, bana yardım etmeğe kalkmayın! İane istemiyorum, ben çocuğum için fedakârlık yaptığımı anlamak istiyorum.”

Göz gibi en aziz bir uzvunu elden çıkarmayı göze alan anne, fedakârlık binasının galiba son temel taşlarından birini teşkil ediyor. Etinden gelen ekşimiş şehvet zevki için çocuğunu boğan anne, babasını sokağa atan evlât, amcasını balta ile vuran yeğen, masum vatan kızlarını kirleten cani vatandaş vakalarının temsil ettiği yıkıcı tablo o kadar tüylerimizi dikenleştirdi ki, hadiseye, faili bir anne olduğu halde adeta ahmakça saşıyoruz. Yemek, içmek, tepinmekten ibaret olan şu maddi meşgaleler kepazeliğinde, annenin ibret olan şu maddi yardımları ilkinden tepen o şefkat kaynağı, “ben gözümü satmaz, onsuz kaldığımı görmezsem, yavrum için fedakârlık yapmış olmam” diyor. 

Ne güzel şey, değil mi? Seveceksin, beklemeden; vereceksin, almadan; yanacaksın, kanmadan; ağlayacaksın, güldürerek; yaşatacaksın, ölerek. 

İnsanı ottan ve kurttan ayıran vasfın, etimizin, midemizin ve kör nefsimizin en ötesinde yaşadığını kim kabul etmiyor ki.. Maddenin dışı cilâlı, içi kof kâinatı içinde, maddemizin derinliklerinden gelen sesi adeta duymaz olduk. Korkarım, dünyanın yedi acaibi arasına, Amerikalı ananın unutulmaz jesti bir sekizincisini ilâve edecek. 


Şardağ, R. (1953, Ağustos 4). Günübirlik/Bir ananın düşündürdüğü. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın