Şu bizim 1953 Türkiye güzelimizin, geçen gün, hangi spor alanında bilmiyorum, topa ilk ayak vuruşunu canlandıran fotoğrafını her halde gazetelerde görmüşsünüzdür. Bu bir görenek midir? Yoksa çok eski zamanlarda da mevcut olan gelenek mi, kesin bilgim yok. Ama aklımda kaldığına göre geçmiş asırlar içinde buna benzer veya yakın uğur telâkkileri vardır. Meselâ bazı Oğuz kabilelerinde eve ilk gelen misafirin ocakta pişen yemekten derhal tatması bereket getirirmiş. Kamçatkalılar hâlâ ilk tanıştıklarına temiz bir mendil verir, burunlarını sildirirlermiş. Makul veya zırva, her neyse, demek primitif bir uğur anlayışı sade bugüne mahsus bir inanış değil. Demek Ayten kızımızın ayağı değdi diye o maç, efendice bitecek veya hangi tarafı tutuyorsa, o taraf için yenilmek diye bir şey akla gelmeyecek. Hazır işleri düzelten, güzele çeviren uğurlu bir ayak bulmuşken başka dileklerimizi de gerçekleştirsek olmaz mı? Meselâ efendim, İzmir’de bir yüksek tahsil gençliği var, kızımız serçe parmağı ile dokunur dokunmaz, onlar esaslı bir kültür lokaline kavuşurlar. Meselâ kızımızın ayağı bir “İş ve İşçi Bulma Kurumu”na uğrasın; derhal teşkilât adını ve manasını değiştirip “İşçi Bulma Kurumu” oluverir. Ayten Hanım, manavlara mı uğradı? Haydi! bütün fakirler memleketlerinde çıkan meyvelerden tadabilirler demektir. Koyu alaturkacıların elini mi sıktı? Batının şaheserlerini inkârdan vazgeçtiler demektir. Borçlu memura ‘bonjur’ mu dedi; bütün borçları ödendi demektir. Hâlâ gözü başkasının makamında olan sabık radyo müdürü ile mi konuştu? Bu eski fena müdür, öteki dünyayı boyladı demektir.
Tam sırası; Hükûmetin vereceği notaya şöyle bir dokunsun; kominizm topu attı demektir. Hulâsa bir defa bir şeye Ayten kızımızın bir tarafı değmesin; demektir oğlu demektir.
Şardağ, R. (1953, Ağustos 17). Günübirlik/Demektir oğlu demektir. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

