Dün bir okuyucumdan aldığım mektup hayli dokundu bana. Bu erkek okuyucum diyor ki: “Çok sevdiğim ve kendime en az kendi içim kadar yakın hissettiğim bir ailenin tavrına küstüm ve bir dostun ölümüne yanarcasına, sona eren dostluğuma yandım. Bu ailenin yatılı bir okula kaydettirdiğim kızı ve aynı ailenin daha başka mensubu için giriştiğim candan alâka, o ailenin bir uzvu tarafından hiç aklımdan geçirmediğim bir hissi zaaf olarak karşılamaz mı?”. Okurum ilâve ediyor: “Gerçi bunu açıkca söylemediler. Fakat öyle zannettiklerini tavırlarından anladım.”
Şu zannetmek gerçekten insanların birbirleriyle münasebetlerini tayinde, çok önemli bir amil oluyor. Bakın siyasi hayata: Bir siyasi parti lideri fetva mı verdi? Haydi bütün ufarak boydaki partililer aynı vaveylayı basıyorlar: Neden? Öyle zannediyorlar ki yaptıkları gürültüyü parti ileri gelenleri dinleyecek, beğenecek ve takdir edecek. Öyle zannediyorlar ki millet tasvib edecek.
Dost diye sarılıyorsun. Düşkün zamanında elinden tutuyor, bugünkü mevkine yükseltiyorsun. İlk fırsatta arkandan konuşuyor, çünkü sen onu dost zannetmişsindir? Hava almaya çıkıyorsun; zehirlenmeyeceğini zannederek. Bilet alıyorsun, talihin kapını çalacağını zannederek. Memur oluyorsun; açlıktan nefesin kokmayacağını zannederek. Esnaf oluyorsun; belediye yok zannederek. Vefa ikram ediyorsun; cefa şerbeti ile mukabele edilmeyeceğini sanarak. Bekliyorsun; evleneceğini zannederek. Evleniyorsun, rahat edeceğini zannederek. Omuzluyorsun; taktir edileceğini zannederek. Mikrofona çıkıyorsun; şarkı söylediğini zannederek. Her gün sütun sütün döktürüyorsun; hazmedileceğini zannederek. Diploma alıyorsun; adam olacağını zannederek. Kafa taşıyorsun; işe yaradığını zannederek. Kahve içiyorsun; kaşınmayacağını zannederek. Rakı içiyorsun; sarhoş olmadığını zannederek. Milyonlarından zırnık koklatmıyorsun; beraber götüreceğini zannederek. Sefalet çekiyorsun; bir gün kurtulacağını zannederek. Kafiye oturtuyorsun; Cennet’e kavuşacağını zannederek. Kafiye oturtuyorsun; şiir yazdığını zannederek. Doğuyorsun; saadete kavuştuğunu zannederek. Yaşıyorsun; ölmeyeceğini zannederek. Ölüyorsun; kimbilir neler zannederek.
Ah bu zannetmek olmasa…
Şardağ, R. (1953, Eylül 2). Günübirlik/Zan, zan, zan!. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

