Bizim Karantina’da, adamın biri huysuzluk ettiği için eşeğini beş on yerinden bıçaklamış, her halde gazetede okudunuz. Eşek elinden kaçıyor, o koşuyor. Tuttuğu zaman ise dövmekle, sövmekle hıncını alamıyor. Ancak zavallı hayvancağızı beş on kama darbesiyle delik deşik ettikten sonra rahatlıyor. Eşeğin sahibi nereye gidiyor bilmem ama, eşek hayvan hastanesine kaldırılıyor. Şimdi sevgili okurlarım, size taze bir havadis: Yaralı eşek dün bir demeç vermiş bulunuyor, işte söyledikleri: “Sevgili kardeşlerim! Pardon efendim, unuttum kardeşim olamazsın tabii; sevgili insanlar! Beni bir hayvan hastanesine yatırdınız. İyi, hoş, güzel ettiniz, teşekkür ederim. Fakat bir arzum yok mu, bir isteğim olamaz mı diye hiç de alâkalanmıyorsunuz. Durun söyleyeyim. Benim iyi, candan, sevimli ve samimi bir arkadaşım vardı. Malûmunuzdur ki hayvan hastanesinde de bakıcı adedi pek az. Canım sıkılıyor. Beni teselli edecek bir yar-ı gar’la (yakın arkadaş), benden, dilimden, halimden anlar, benim neslimden gelmiş bir eşekle yan yana yatmadıkça rahat edemiyeceğim; patlıyorum.”
Mecruh (yaralı) hayvana sormuşlar:
– Kimi istiyosun yanında? Topalı mı? Sütçünün kör eşeğini mi?
– Hayır!
– Komşu zerzevatçının eşeğini mi?
– Hayır efendim, onlar sadece eşek. Benim bahsettiğim arkadaş, refikim ise halis eşek, yüzde yüz, su katılmamış eşek, hatta şu şeddeli cinsinden eşşektir.
– Kimdir, söyle de yanındaki bölmeye başlayalım.
Eşek bir an susmuş, gözleri dolmuş. Sonra her nedense arkadaşının adını değil de, sadece adresini yazdırmış. Bir de ne görsünler, o adreste sahibi çıkmıyor mu?
Şardağ, R. (1953, Eylül 3). Günübirlik/Bir eşeğin demeci. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

