Aynaya karşı

Dün birdenbire, nasıl oldu bilmem, duvardaki aynada gördüğüm kendi yüzüm, beni bugünümden alıp dört nala bir başka çocuğa, bir yabancıya doğru götürdü. Ne o? O yabancı ben miydim yoksa? Fakat dünkü ben, bugünkü bene hiç mi hiç benzemiyorum. Şu iri, manasız, ablak yüz, o küçük, masum yüz müydü Allah’ım, çıldırmak hiçten değil, sen gülkurusu dudakları, o bir şey yemeyen veya zorla yiyen ağzı, bu ne bulsa yutan harardan farksız ağızla değiştir; oldu mu ya? Her şeyi öğrenmek isteyen sevimsiz bir tecessüsle haset dedikodu ve faltaşı gibi açılan şu gözler dünkü her baktığına hayran, her gördüğünü evliya sanan munis gözler mi, nasıl olur? Burnumu yokluyorum. Hayret, o bile değişmiş. Öpülesi bir yumuşaklık ve musavaatla yüzümüzde yıllarca önce bir kırık muz parçası gibi sarkan o burun gitmiş, yerine, bilip bilmediği her şeye sokulan çirkin ve soğuk bir et parçası gelmiş. Hayâl dünyama geçince neler görüyorum, neydi o dünkü muhayyel şatolarım?

– Ne olacaksın?
– Paşa!
– Bugün maşa olabildin mi?
Dün: 
– Evlenecek misin?
– Ne münasebet? Allah göstermesin.

Bugün paçalarımızdan çocuk, cüzdanımızdan sıkıntı çıkıyor. Dün “dünya” derlerdi. “Dünyayı sana verdim” diyorlar sanırdık. Bugün, “Dünya senin olsun!” diyorlar, inanmayan bir acılık ve yeisle bakınıyoruz. Dün bir kulaç atımı yerde bahr-ı mühitleri geçiyorduk. Baksana bugün aynada seyrettiğim içime transatlantikte olsam boğulacağım sanıyorum. Dün kapa gözünü diyor elimizdekini tanımadığımızın ağzına sokuşturuyorduk. Bugün, ayağının altına karpuz kapuğu koyuyoruz. Ne oldu bu aynaya bugün? Ne yandan baksam, kendimden iğreniyorum. Tevekkeli şair haklı söylemiş: 

“Niye bana düşman görünürsünüz, 
Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?”


Şardağ, R. (1953, Eylül 4). Günübirlik/Aynaya karşı. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın