– Dur canım, yavaş ol, ayağım gitti.
– Görmedik a beyim! Ne yapalım?!
Şu Güzelyalı tramvayında galiba artık seyahat imkânı kalmadı. Hele akşamları tıkış tıkış! Önümde duran hatun ise terbiye sınırından geçmiş değil. Tramvayın ne meşin halkalarını tutmuş, ne de başka bir yere istinat ediyor. Arabanın her sarsıntısında, bir iki yaylanıp üzerime çullanıyor. Ayağımın nasırında canım olduğundan da habersiz, basıyor mu size? Efendim, haydi onu da hoş görelim. Verdiği ters cevaba baksanıza! “A beyim ne yapalım?”, “Elinin körünü yap, ne yapacaksın!”
Bir aralık, o da, ben de, nasıl oldu bilmem, sağlı-sollu boş birer yer bulup oturduk. Canımın acısını unutmaya çalışıyordum. Nemrut ve sıska mahlûk, dönüp dönüp bütün aksi, paylayıcı nazarlarıyla bana bakmaya başlamaz mı?
– Fesüphanallah, hem suçlu hem güçlü. Adamakıllı sinirlenmiştim. Sağ tarafımda, adeta onun bulunuşu ruhuma azap oluyordu. Bir aralık bir müşahede ışığı ile uyandım. Bu kadın pek kuru bir mahlûktu. Hem ne kuru Allahım! Eti sıyrılmış bir kürek kemiğine benzeyen sol yanağının çukuru üstüne iki üç tel saçı ıslak ve yapışıktı. Gözünün daldığı çukur hayli derindi. Entarisinin belini büzen kemer beyhude konmuştu. Çünkü lüzûm yoktu kemere. Sakın inceler, o şahane ve hakiki güzeller alınmasın. Ben kuruluktan bahsediyorum. Düşünün; nenin kurusunda hayır vardır! Bahar ve yaz ayları usarelerini, yakut damlaları halinde dudaklarınızdan ruhunuza akıtan yaş meyveler yanında kurularının beyhudeliği aşikâr değil mi? Bir mecliste en neşeli mevzuları kuru anlattığınız gün, mevzu öldü demektir. İçinde biraz ümit ışığı bulunmayan kuru hayâle yuh olsun! Sesi vardır, sanatı vardır da bir kuru, duygusuz tarafı vardı, neyleyim o sesi? İçine biraz gözyaşı, biraz hicran karışmamış olan kupkuru aşkı al da rafa koy!
Bırakın efendim öteki kuruları! Ya sağ yanımdaki yok mu, vallahi tahtanın kurusu ondan daha şirindir vesselâm!
Şardağ, R. (1953, Ekim 8). Günübirlik/O kadın okusun. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

