Son gelen Fransız dergilerinin bir kaçında, bir taşın üstüne oturmuş ağlayan kırk beşlik bir Alman’ın fotoğrafı var. Meğer bu adam, II. Cihan Harbi’nde Ruslara esir olmuş ve on üç sene esarette kaldıktan sonra karısına kavuşmuş. On üç yıldır kimse ile evlenmeden bekleyen karısının gösterdiği sadakat ve vefa için ağlıyor. İşin ehemmiyet taşıyan ciheti şu: Adamın esarette iken öldü haberi gelmiş. Fakat kadın, bir hatıranın peşisıra yaşamanın da ruha gıda olan bir tarafı olduğunu keşfetmiş. Onu ummuş, onu gelmeyecek yollarda gözlemiş, beklenmeyecek koridorlarda ruh geçirmiş ve nihayet tam on üç sene yirminci asırda evet tam on üç sene, bir sevgilinin kahrı ile iki büklüm, tek başına yaşamış.
Bu vefanın, ölümlerden, gurbet ve hasretlerden geçip gelmiş olan kocasının nazarında bir mükâfatı olmayacak mı? Adam düşünmüştür: Karısına bir hediye alsa, dünyanın elmasları, asrımızın bu sadakât ilâhesine mukabele olamaz. Teşekkürlerini gönlünden kopan inci değerindeki sözlerle bezese ve ona eşsiz sıcaklıkta kelimelerle hitap etse, bu baş döndüren, göz karartan jesti karşılayamayacak. En iyisi, oturmuş bir taşın üstüne; ağlamış, ağlamış…
Devrimizdeki pespaye olayların pis kompozisyonu karşısında Alman’ın ağlamakta hakkı yok mu? “En aziz hayat arkadaşı” mı? İş bittikten sonra “En aşağılık adam” oluveriyor. “Ömür sonuna kadar süreceği” söylenen bir aşk mı? Köşeyi döner dönmez nihayete eriyor. En zayıf ve kimsesiz dakikalarında dost bellediğin insan için girişilmiş fedakârlıklar mı? İş bitince hatırlayana aşk olsun. Uzağa gitme efendim, son misali unuttuk mu? Hatun Kore’de, kocasının öldü haberi çıkınca bir seneye varmadan evleniyor. Haydi bunu da hoşgör. Kore gazileri şehrimize döndüğü gün, yeni kocasını koluna takarak gelenleri büyük bir gönül rahatlığı ile seyre gidiyor.
Sen, ey bahtlı Alman! Ağlamak kâfi mi, hıçkır! Sahip olduğun o vefalı kadın, riyakâr, şımarık, unutkan bir devrin rengini değiştirecek, pasını silecek kadar üstün bir mahlûk!
Şardağ, R. (1953, Ekim 16). Günübirlik/Ağlama, hıçkır!. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

