Bir okurumdan bir buçuk ay evvel gelen bir mektuba halâ cevap yazmadım. Benim çok vefalı okurum diyor ki: “Hemen haftada bir gün, kaleme sarılır, bir yazınıza karşı duyduğum sempatimi izhar ederim. Siz bir soruma bir aydır cevap vermediniz, bu ne vefasızlık?”
Okuruma, gazetemdeki sütunumda cevap vermek isterim. Benden niçin vefa umuyor? Benim, neden hafızamı bu kadar sağlam zannediyor. Ben insan değil miyim? İnsan kardeşlerimizin bu feci zaafı bende de mevcut; unuttum! Okuruma karşı vefasızlık gösterdim. Unutmak bizim muhakkak ki en sefil tarafımız; fakat en gerçek bir vasfımız. Bir düşünün: Çocuk ana karnından, ana kucağından geçip yar kucağına gidene kadar ne gözyaşı, ne muhabbet, ne ihtimamlarla büyür. Evlenir, neleri, kimleri unutmaz? Dostunuza dilediğiniz kadar yakın, ılık ve aziz olun. Buharın sanayiye tatbikinden beri civatası yerinden oynayan bu riyakâr dünya, ona sizi bir anda silkip atmanızı talim eder. Puşkin, lirik bir şiirinde şu mısraları dokumuştur:
“Hey gidi küçük sevgilim, biliyorum; bana yemin ettiğin şu dakikaların ardından bir saat geçmeden her şeyi unutacaksın. Ama, zararı yok. Unutman bile güzel!”
Affet beni okurum! Unutmak, en belirgin vasfımızdır.
Şardağ, R. (1953, Ekim 17). Günübirlik/Unuttum. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

