Dün bir dost yanıp yakıla anlatıyordu: “Yahu, bir mecliste idim. Partili partisiz, okumuş, hatta münevver sanılan beş on kişinin içinde bulunuyordum. Öteden beriden açılan söz, üstüne dokunulan her mevzu, dönüp dolaşıp şahsiyata, iftiraya, gıybete istinat ediyordu. “(…) yi tanırım; menfaatçidir.”
“Her halde bu işte bir kuyruk acısı var ki menfi cevap vermiş.”
“Vefasız adam. Burnu büyüdü; bütün dostlarını unuttu.”
“Azizim, herif bal gibi hırsız.”
“Öyle, öyle; kararsızın, fırıldağın biri. Her beş dakikada bir, görüş değiştiriyor.”
“İş adamı olabilir, ama gönlü fesat!”
“Gırtlağına kadar borç içinde, hesabını bilmez, müsrif.”
“Zekâsına diyecek yok; fakat kalleş olduğunu da inkâr edemezsiniz ki..”
“Yalancı!”
“Karşılık görmeden iş yapmaz.”
“İşte” diyordu benim arkadaşım, “İçinde bulunduğum topluluğun bir saat içindeki fikri mesaisi, sohbeti ve muhabbetlerinin ağırlık merkezi.”
Sade bu mecliste mi ya, gazete sütunlarında, evlerimizde, konukomşuda, esnaf dükkânlarında otobüste, tramvayda, hülâsa iki kişinin burun buruna geldiği her yerde marifetimiz bu! Dedikodu içiyor, isnat kokluyor, iftira yiyor, fesatlarla, yalanlarla zıkkımlanıyoruz. O hodgam, bu hırsız, şu vefasız, beriki yalancı, öteki kalleş, şu taraftaki madrabaz, oradaki ise mürtekip (rüşvet alan)…
Aman kardeşler, dikkat edin; arkanıza dönüp şöyle bir bakının: Vatandaş dediğimizin galiba sağlamı kalmadı.
Şardağ, R. (1953, Ekim 21). Günübirlik/Aman kardeşler, dikkat. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

