Teselli babında

Sevgili okuyucularım da artık iyice bilmişlerdir sanırım: Benim mal, mülk, apartman, otomobil gibi lüks yaşamak ve zengin olmakla alâkalı şeylere karşı bir ihtirasım yok. Piyangodan elime bir apartman düşerse, “Teşekkür ederim, siz buyurun” diye geri mi döndürürüm? Şüphesiz, hayır. Fakat başımı sokacak bir kulübem olmadığı için de hayıflanmam. Başkalarına ait servetin daima artmasını, herkesin bir hususi otomobili olmasını içinden gelerek temenni ederim. Gelgelelim şu hususi otomobillerin bir çoğuna tahammül edemiyorum. On sekizinde ya var, ya yok, tüysüz bir delikanlı, henüz saçlarını annesinin ördüğüne emin olduğum bir kız çocuğu Kordon’da, ana caddelerde “zırt” diye azametle yanından geçmiyor mu, kanım beynime sıçrıyor. Güneş altında veya soğuk altında otobüs bekleyenlere yarı müstehzi bakışları, bazen “siz bekleyin bakalım daha” der gibi hal ve tavırlarıyla yılışmaları yüzünden çileden çıkmamak mümkün değil. Dün de yine buna benzer bir hadise oldu. Kordon’da lokantadan çıkmış, Konak’a gelmek üzere karşı kaldırıma geçecektim ki arkamdan doğru bütün kuvvetiyle basılmış bir gazın patırtısını ve yanımdan da bir anda sıçrayarak geçen bir otomobilin hareketin duydum. Bu hususi arabanın yirmisinde bile gözükmeyen sahibinde öyle küstahça bakış ve gurur vardı ki hiddetimden: 

“Hey!” diye bağırmaktan kendimi alamadım. Eğer bu adam dursaydı, “hey” kelimesini müteakip şunları kendisine söylemek isterdim: Be adam, nedir bu afi? Yani kendini bu kadar bahtiyar sanmana ortada bir sebep göremiyorum. Araban var, anladık. Fakat biz yayalardan bin defa daha şanssız olduğunu sana söyleyeyim. Bir defa boynunu sağa, sola, öne arkaya çeviremezsin, öyle dimdik baston yutmuş gibi gideceksin. Bir iki arkadaşınla bir mecliste imiş gibi konuşamazsın. Yürüyemez, hareketsiz kalır, sık sık hasta olursun. Seyrüsefer yasaklanmıştır. Canın soldan gitmek istese yol bozuktur. Dursan, en ehemmiyetli zamanlarda dahi bir dakikadan fazla duramazsın. Meselâ otomobilde iken bir ağaca çıkamazsın. 

Sonra efendi, en büyük talihsizliğin, yollarda giden kimselerden gönlünde birer kibrit ateşi yakanlarına direksiyon belâsı yüzünden bakamazsın. Boşuna kurulma, keyif dediği öyle değil, böyle olur. 


Şardağ, R. (1953, Ekim 25). Günübirlik/Teselli babında. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın