“Eşek, eşek” der durur, bu hayvancağızı küçük ve hakir görmeye çalışırız. Fakat son günlerde yakalanan üfürükçüler, onun hakkındaki kanaatlerimizi temelden yıkmış, teksip etmiş bulunuyor. Demek, en inatçı gönüllerde bundan böyle “eşek” denir denmez, şirinlik ve muhabbet uyanıverecek. Zaten bu mahlûkun oldum olası tenkit edilecek tarafı olmadığını hepten tastik ederim ama, bazılarımız onu yine de küçük görmekte devam ediyorlar.
Dilimize şöyle bir baksanıza: Sitem, alay ve hakaret için kullandığımız bir çok tabirler, hazretin muhterem adı ile donanmıştır. Meselâ içinden çıkamadığımız, izahını yapamadığımız bir muamele karşısında “Eşekçe hareket” deriz. (Demek insanlar da onlar gibi davranıyor; şu halde onun kabahati ne?) “Eşek sudan gelinceye kadar dövmek” deriz. (Su başından hareket edip şehre gelen eşeğe hükmümüz geçmez, onu dövmek lâzım demektir bul! Bunca vasıta içinde ancak dayaktan anlayan, silâhı yalnız sopa olan bizleri daha çok utandırmalı bu hareket) aramızda günde en az yirmi kişiye yirmi defa “Eşek kafalı” deriz (Eşeğin hiç olmazsa kendine mahsus bir kafası var. Kafasız insan olmaktan daha ileri bir vasıf değil mi bu?) “Eşek inadı” diye bir lâf vardır. (Eh, bazı kere inat prensip yerine geçer; pek ayıplanacak şey değil). “Eşek hoşaftan ne anlar?” deyince, ağzınının tadını bilmeyen insanları kastederiz. (Hoşafın üzümü mü, suyu mu zevklidir, bu da kabil-i münakaşa ama ağzının tadını bilmemek insanların zaman zaman düştüğü bir zaaf değil mi? Adım başında bunun örneğini görmüyor muyuz?)
Yarı alay yollu: “Eşek gibi olmuş kâfir oğlan!” diye bazı kere takılırız. “Arslan gibi olmuş” deyince zul değil de “Eşek ibi olmuş” deyince neden zul olsun?
Bütün bu sözler ve deyimlerden mazlum hayvan aleyhine fetva çıkarmaya kalkarsanız, cevabım şudur: “Peki, niçin bu kadar hayvan dururken dilimize onunla alâkalı tabirler dolmuştur? Şu beğenmediğiniz hayvanın haydi dilimizdeki hassayı da küçümseyin; folklorumuza yaptığı hizmeti de inkâr edemezsiniz ya!.
Şardağ, R. (1953, Ekim 30). Günübirlik/Eşekli mıska. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

