Zeki Müren'in Perşembe geceki konserinde zevkle dinlediğimiz Rastlarından sonra, kabalarda biraz hışırtılı sesler çıkaran dostum Şerif İçli'nin udu, Hüseyni kıvrıntıları içinde salına salına, zaman zaman Buselik göstere göstere Hicaz'a dönen güzel bir taksim çıkardı. Bunu müteakip Müren, Sadi Işılay'ın "Bende hicran yarasından da derin bir yara var" diye başlayan o enfes Hicaz şarkısına girdi. Bu [...]
Ay: Kasım 2024
Müren’in konseri
Tavırdaki tevazu, okuyuştaki samimiyet, Sadi'nin kemanı Büyük bir ömrü dolduran sanat merhalelerine rağmen ulaşılamamış bir mevkiye, küçük yaşında erişen genç sanatkâr Zeki Müren'in, dün gece Elhamra'yı yerinden oynatan o taktir, o bardak boşanırcasına yağan rahmet misali alkış karşısında gurur duymak hakkı iken, gösterdiği tevazu, sanatkârın orijinal, doyuran ve gönülleri bağlayan sesi üçüncü olarak da, biri [...]
Sütun yardımcım değerli Nayzen Burhanettin Ökte
Şehrimize gelen sanatkâr kafilesinin hangi birisi üzerinde durayım? Bestekâr olarak Şerif İçli, tanbur ve ney sahasında memleketin iki üstad kardeşleri İzzettin ve Burhanettin Ökte'ler, kanuni Fikret Kutluğ, değerli piyanist Vecdi Seyhun, kemanda rakipsiz Türk çocuğu Sadi Işılay. Hepsi dün akşam Elhamra'da İzmirlilere ziyafetin en aziz olanını ikram ettiler. Bu konser hakkındaki intibalarımızı yarın bu sütunlarda [...]
Turp sıkılası zihniyet
Dün, bir arkadaş ikaz ettiği için Karşıyaka'da oynatılan yerli filmlerimizden birini gidip gördüm. Gördüm ve ağlamamak için kendimi zor tuttum. Gerçi şimdi pek çoğunuz, yine acıklı, feryatlı, matemli bir mevzu ile karşılaştığımı zannedeceksiniz. Fakat ben buna değil, içimizde halâ yaşayan bir zihniyete hem de ellerimle utancımdan yüzümü örterek ağlamamak için nefsimi bir hayli tazyik ettim. [...]
Garsonlar kursu
Garsonlar için açılan kursun zaruretini bu memlekette idrak etmeyen ne bir garson, ne bir müşteri var olduğu kanatindeyim. İşte bir misâl: Acele ve telâşlı bir yere yeteşecek gibi sabırsızlık gösteren bir müşteri ile garson arasında geçer: - Yavrum, bana çok acele bir et yemeği getir!- Liste var beğim, bakın da öyle söyleyin! Hastasının nabzına göre [...]
Tefekkür dediğin
Geçen gün bir gazetede, tefekkür sistemine dair matbu eserinden kimsenin haberi bulunmayan bir zata verilmiş mütefekkir sıfatını okuyunca, aklım, memlekete şarktan geçen çirkin bir tarafımıza takıldı: Ne çok aferin meraklısıyızdır, ne şişirme ve düzme payeler dağıtma hastalığına düşkün insanların biz. Üç günlük bir kalem, hikâyeler kitabı mı neşreder; tanınmış genç hikâyecilerimizden.." olur. Tarihle bunca yıl [...]
Rodrigo ve Diaz Cano’nun Göktepe’lerdeki konseri
Tuşlardan çıkan sesler; sanki salonda uçuşuyor, sanki kuşlar söyleşiyor, sanki bu büyük adam, görüyormuşcasına görmüyordu. Rüştü Şardağ Evvelki gece, İspanya'nın iki modern müzisyenini, biri büyük icrakârlığı, öteki piyano virtüozluğu ve aynı zamanda besteciliği ile meşhur olan iki sanatkârını Göktepe Salonu'nda büyük bir baht eseri olarak dinledik. Üç yaşından beri gözleri görmez olan piyanist Rodrigo ile gitarist [...]
Yanıkoğlan gecesi
Bugün, Karşıyaka'da Yanıkoğlan'ın öksüzleri için tertip edilen geceye bahşedilen, kardeşim Münir Nurettin Selçuk'un ücretsiz, fakat değeri para ile karşılanmaz sesi aziz olsun! Karşıyakalılar, çok sevdikleri bu büyük sanatkârı, kendisine has mütevazı tavrı ile nefes nefese güfte yetiştiren sevgili Niyazi'nin mahzun hatıra dumanları içinden dinleyeceklerdir. Kendi kendini yetiştirmiş ve yarınına hepimizi inandırmış olan Yanıkoğlan, Karşıyaka'nın bülbülüydü. [...]
Süzgün
O çayhanede kış, yazdan çok farklı. Yaz akşamlarının gurup dakikalarını, içtiğiniz halis çayla beraber demlenmenize, dört yanınızı saran o sıkı fıkı kalabalık imkân vermez. Fakat dün gece, soğuklarla beraber, bu yerde bulduğum ılık çeşniyi tarife sığdıramadım. Yeşil kavun sarısı, çini moru çamların ta karşısında yanan ışıkların aski, masalara seyrek bir şekilde yerleşmiş olan insanların yüzlerine [...]
Bir de baktım ki..
İstanbul'da bir gazetenin Moskova ve Kutuplar'a gönderdiği muharriri, henüz yazılarını neşretmeden kızılca kıyamettir koptu. "Bu sırada Moskova'nın müsbet, menfi reklâmı yapılmamalı!" sözü edilen yazıları neşreden gazetenin vatanseverliğinden şüphe edilemeyeceği için hücum hedefini bu yazıların mevsimsizliği teşkil etti. Komünizme karşı, bu menfur ve mel'un sisteme karşı sayıca en fazla fıkrası, makalesi intişar etmiş kimselerden olmama rağmen [...]
