Bir çirkinin alınganlığı

Efendim, saklamak beyhude bir şey olacak; gözümün öyle pek fazla zaptürapta gelir tarafı yok doğrusu. Oturmuş, bir gazinoda Naima’yı okuyorum. Tam bu sırada önümdeki masaya iki genç kız yerleşiyor. Biri çok güzel, biri çok çirkin, tabi bana göre. Zira bilirsiniz, ne çirkin bulduğumuz kadınlar veya kızlar var ki arslan gibi kocaları onları neredeyse şifa hapı diye yutacak. Her neyse, Allah mubarek etsin, bir defa gözceğimiz güzeline takılıverdi. Sonra tekrar Naima tarihine döndüm. Ama çirkinden de şüphelendim, çünkü pek hakaret edercesine yüzüme gözlerini dikmişti. Kızdı mı? Kardeşi veya arkadaşına bir maksatla baktığımı mı sandı? Halbuki gözüm ilk anda çarpan şeye nasıl bakmışsam, meselâ bir otomobile, bir çocuğa, söz temsili bir ineğe nasıl bakmışsam o güzel kıza da öyle bakmıştım. Sinirim tuttu mu; bakışlarım bu sefer kontrol etmek üzere çirkini buldu. O ne? Vallahi, hatun, eline geçsem, bir tarafımı yırtacak besbelli! Ayol, ben ne yaptım onlara? Yoksa kendisi ile ilgilendiğimi mi sandı? Ama efendim ben öyle şipşiş ve alâmet gövdelerden hoşlanmam. Bu on sekizinde olduğu bile şüpheli olan kızı otuz beşlik bir kılığa sokan cüssesine mi bakacağım? Bakın, bakın gözlerine: Dişleri dökülmüş taraktan farksız olan kirpiklerini hain hain nasıl da kırpıştırıyor? Derisi yolunmuş tavuk boynuna benzer bir boynu var ki kirden mi, yağlı ve katmer oluşundan mı bu hale gelmiş bilmiyorum. Bir aralık güzel kızdan medet ummak, “Yahu, şuna bir söyle, boş yere alınmasın” demek istedim; fakat o, kuvvetinden emin bir insanın huzur ve saltanatı içinde elindeki işini işlemekle meşguldü. 

Gel de Naima’yı oku, okuyabilirsin. Şu alınmak kadar kötü bir ruh yok vesselâm!


Şardağ, R. (1953, Kasım 1). Günübirlik/. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın