Atatürk’e II
Mahkeme kararı ile, tedbir olmak üzere kapatılan bir partiye mensup zat kongrelerinde sormuştu, biliyorsunuz:
– Yahu, Atatürk mü, Babatürk mü, birisi var kimdir bul!
Üzülme Atatürk’üm, bu, değil milletini temsil etmek, o partiyi bile ifade etmekten uzak bir söz, sapık bir tekerlemedir. “Atatürk kimdir?” diyen bir bahtsıza karşı işte hatıramda kalan bir levha: Ankara’nın Cebeci semtindeki Boşnaklar kahvesine, konservatuardaki dersimi müteakip girmiş, bir öğle üstü kahvesi içecektim. Vatan kurtaran kahramanın ölümü ardından henüz bir ay geçmemiş. Kahvede, tam karşımda uzun peykelerde iki inşaat amelesi köylü vatandaş, çıkınlarını açmış, zeytin ve ekmekten ibaret nasiplerini yiyorlar. Onların başının üstünde de Atatürk‘ün şu başkumandanlık kıyafeti ile çıkan anlı şanlı tablosu var. Bir ara, nasıl oldu bilmiyorum, fakir ve perişan kılıklı bu iki köylü birbirlerine onu gösterdiler. İri yarısı, zayıfına baktı; elini boğazına götürerek:
– “Aha” dedi, “Ehmet o gün bugün boğazımdan ekmek geçmez. O bize ekmeğimizi rahat yidüren arslandır da!”
Bu memleketin en fakir, en mütevazı insanı da Atatürk’üm iyi biliyor ki sen bize ekmeğimizi şeref ve namusumuza katık ederek rahat yedirtmiş olan Atamızsın.
O fakirin verdiği bu zengin cevap, 10 Kasım’da vatan toprağına koyacağın başına ebedi yastık olsun!
Şardağ, R. (1953, Kasım 9). Günübirlik/Edebî yastık. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

