Süzgün

O çayhanede kış, yazdan çok farklı. Yaz akşamlarının gurup dakikalarını, içtiğiniz halis çayla beraber demlenmenize, dört yanınızı saran o sıkı fıkı kalabalık imkân vermez. Fakat dün gece, soğuklarla beraber, bu yerde bulduğum ılık çeşniyi tarife sığdıramadım. Yeşil kavun sarısı, çini moru çamların ta karşısında yanan ışıkların aski, masalara seyrek bir şekilde yerleşmiş olan insanların yüzlerine durgunluğun nakışlarını çiziyor. O yaramaz havuz neden susmuş bilmem? Duruk ve yorgun bir hali var. Sobanın çıtırtısı sükûnet ortasında, bir aylık kedi yavrusunun oynaşı ve gülüşlerini hatırlatıyor. Plâklar seyrek konuyor. Masa komşularınızın bir kaç köşeden gelen seslerinde melâlin kibar bir gizlenişi seziliyor gibi. Ta karşıda şu marsık gibi siyah, olgun bir çağla kadar iri ve güzel gözlü kadının çok zaman rastladığım fıkırtısı, bu akşam durmuş, hatun iyice süzülmüş gibi. İşte, işte önümdeki çay, akik sarısını zorla kızıla benzetmeye uğraşan hamarat bir kırmızının yosmalığından alabildiği kadar aldığı renkle, dilde tutukluk ve burukluk yapan Asyalı lezzeti ile mahmur bir durgunluk içinde. 

Kızla beraber bu bahçeye sinen o süzgün ve üzgün halin güzelliği ruhuma kondu. Dokundukça onu sevdim. Ama yarın şartlar değişince o bahçe eskisi gibi kalır mı? Victor Hugo‘nun aktris Juliette Drouet ile otuz beş sene devam eden aşk hayatına dair mektuplarını Marcel Brion neşretmişti. Fakat onun bulamadığı bir mektubu, bundan bir kaç ay önce Julien Benda ortaya attı. Hugo, uzun yıllar ihmal ettiği, kendi alınganlığı yüzünden kaybettiği sevdalısıyla bir hayli zaman süren ayrılıktan sonra, bir mecburiyetle buluşur. İşte intibaları: “Bir grup insan içinde, beni kıran, huysuz mizacımı anlamayan o kızı, hatasını tamir etmek için çırpınacak yerde küskün bir sevgi doluluğu içinde buldum. Ben mi hatalı idim, o mu? Bunu düşünecek vaktim yoktu. Onun, harika küskünlüğünü gözlerimi kapayarak seyrettim. İçimin bütün tellerini, ruhumun bunca anaforlarını sarsıntılarla kımıldatan bu süzgün ve küskün bakışlarla barışmak istemeyeceğim. Barıştığım o gözlerde bu kuvveti zor bulurum.”

Bu bahçeye insan gelmesin, bu şehre yaz gelmesin, bu bakışlara yırtıcılık arız olmasın; istemem!


Şardağ, R. (1953, Kasım 19). Günübirlik/Süzgün. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın