Kurum tarihi ve vakanüvis

Kaç gündür eski tarihleri, tekrar tekrar okuyorum. Bir hafta önce elimden bıraktığım Solakzade'yi müteakip, lezzetle, iştiyakla sahifelerini çevirdiğim Naima, beni öylesine sardı ki bir aralık tarih kurumunda koskoca bir heyetin meydana getirdiği metod derdine düşmüş gûya müşahede bakımından objektif kaldığını sanan o cilt cilt yavan tarihleri gözümün önüne geldi. İnsan, çok küçük iken kaybettiği babasının [...]

Ben bir ukalâyım

Dün, otobüsten, Hatay caddesine sapan köşebaşında inmiştim. Eve bir kaç durak aşağıdan binmek, oraya kadar devem eden yolu yayan yürümek istedim. Akşamın, serin, fakat temiz meltemleriyle saçlarım dağılmış, gözümde lezzetli bir duman, içimde yumuşak bir iyilik ve güzellik hissi, ilerliyor, Allah'ın şu bakir akşamından nasip almaya çalışıyordum. Tam bu sırada önümde giden bir anne ile [...]

Bir çirkinin alınganlığı

Efendim, saklamak beyhude bir şey olacak; gözümün öyle pek fazla zaptürapta gelir tarafı yok doğrusu. Oturmuş, bir gazinoda Naima'yı okuyorum. Tam bu sırada önümdeki masaya iki genç kız yerleşiyor. Biri çok güzel, biri çok çirkin, tabi bana göre. Zira bilirsiniz, ne çirkin bulduğumuz kadınlar veya kızlar var ki arslan gibi kocaları onları neredeyse şifa hapı [...]