Bir kıvılcım deyip geçmeyin

Dün gece fakirhanede, başta bendeniz olmak üzere galibe evcek yanacaktık. Sobadan sıçrayan bir tek kıvılcım pamuğu, pamuk yerde duran halıyı ve az ileride ütülenmek üzere sıra bekleyen Frenk gömleğini tutuşturdu. Ayağımla birini basıp söndürdükçe öteki tutuşuyor, öteki söndükçe beriki tutuşuyordu. Neyse, şükür Allah’a bir akrobat gibi sağa, sola, öne arkaya zıplayarak alevleri söndürdük ve bir yangın tehlikesini önledik. Sükûnet bulduğumuz sırada düşündüm. Bütün bir evi altüst etmeye kâfi gelen şey bir küçük kıvılcımdı. Geniş düşünülürse eğer, zekânın kendisi de gözle görülemeyecek kadar küçük bir kıvılcım değil midir? İnsan hayatını nizama sokan, kâinata hükmetmemizi sağlayan zekâ yumurcağı, zihin fakültelerimizde ne haltlar karıştırır, hep biliriz. İnsanı sevdaların ötesine, icadların, keşiflerin ötesine lâstik bir top rahatlığı ve sürati ile fırlatan aşkın, bir kıvılcıma dayandığını hep biliriz. Memleket kurtaran dehalar, büyük ihtilâlciler, kaderin ateş memelerinden damlamış bir küçük kıvılcım mahsülleridir. Ağaca meyve, meyveye rayiha veren tomurcuk, sinesinde bir kıvılcım saklar. Bütün bitkilerin özsuyu kıvılcım mesabesindedir. Ruhlara sükûnet ve huzursuzluk bir küçük kıvılcımla dolar. Protoplazmada toplanan hayatımızın sırrı bir kıvılcımdan bile küçüktür. Kıvılcam deyip geçmeyin, ufak tefektir ama Karamürsel sepeti değildir. 


Şardağ, R. (1953, Aralık 9). Günübirlik/Bir kıvılcım deyip geçmeyin. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın