Dün mecliste, söz ihtikâra dayanınca, korkunç bir haberle şaşırdım ve ürktüm. Bizim (…) bey de, hükûmetin haklarında takibat yapılmak üzere adalete sevkettiği on beş vurguncunun içerisinde imiş meğer.
Çıldırmak, evet okurlarım, çıldırmak işten değil. Bu zat saçı ağarmış muhterem bir tüccar ve fabrikatörümüzdür. Ama, benim küçük dilim yutmam, onun ihtiyar halinde bir vurguna iştirak etmesinde gelmiyor. (…) bey, milyoner de. Fakat milyonları yetmezmiş gibi açgözleriyle yetimlerin hakkına göz koymuş olması da değil beni şaşırtan. Bu herif-i naşerif, bir taraftan da hayırsever geçinir. Ama nefretim, bu “desinler” diye giriştiği çirkin rol ve jestlerin içinde değil. Zaten sağlam olmayan akl-ı aczimi perişan eden cihet, bu zatın, beş vakit namazında oluşu ve bundan da mühimi, elinden düşürmediği 99’luk tesbihidir. Nabi, dudakları Allah’ı anarak tesbih çeken, fikri dünya menfaatinde olan riyakâr sofular için, “tesbih kararsız ortada kaldı” manâsına gelen iki mısra söylemiştir:
“Leb zikrde amma ki gönül fikr-i cihanda
Kaldı arada sübha-i mercan mütereddit”
Şimdi ben sevgili okurlarım, size sormak istiyorum: Bu Müslüman geçinen haramzade, tesbihi cebine soksa, kalbi kirlenir. Elinde gezdirse herkes “tuh” der. Bıraksa kendini aldatamaz. Şimdi acaba, o adam, bu tesbihi neresine koysun dersiniz?
Şardağ, R. (1953, Aralık 10). Günübirlik/Şimdi bu tesbihi nereye soksun. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

