Bir genç şairin sürrealist mısralarını hatırlarım:
“Çatılır kaşlar
Manâlı ‘öhöh’ler! Başlar.
Üç paraf,
Beş imza,
Un çuvala…
Memursun anladık be mübarek,
Sanki nedir yediğin nane?”
Memurların çalışma şekli ve resmi işlerimizin, halâ içinde çırpınmaktan kurtulamadığı kırtasiyecilik, doğrusu bu kadar güzel yaşatılabilir. “Bütün zümrelerin az çok hayata kendini uydurabildiği bır sırada kifaf-ı nefse bile zor yetecek bir maaşla çalışmaya mecbur kalan memurlarımızın kaşları çatılmasın da ne yapsın?” diyenlerinizin hiç şüphe yok ki yerden göğe kadar hakları var. Fakat onların günahı olmadan süregiden şu kırtasiyecilik bizde yıkılmadıkça vatandaşın beli de kolay kolay doğrulamayacak. Vatandaş bir makama şikâyete çıkar: “Dilekçe ver!”. Şikâyet değil de, bir meseleyi ikaz etmek ister: “Yazılı müracaat et!” Hayır ikaz değil de, muvaffak olmuş bir iş için teşekkür etmek ister: “Yazılı yapın müracaatınızı!” Geçen gün bir dostum, Ankara dönüşü, İzmir’de bulunan bir daire müdürüne, Ankara’daki dostlarından birinin selâmını getirmiş. Daha, “Efendim” der demez, Müdür Bey: “Lütfen dilekçe ile müracaat edin!” demez mi?
Haydi dilekçeyi verdik. Ya o havale felâketi nedir? Hani, küçük çocuklara, “Allah çümlenizin yavrularını muhafaza etsin” bazen musallat olan meş’um bir havale hastalığı vardır; işte o bir dairedeki resmî havale iki; katlanılmaz bir hastalıktır vesselâm. Zırt bir çiziktirme; falan daireye havale. Cırt! Bir imza daha; falan kaleme havale. Kalem şefinden de memur bilmem ne efendiye havale. Bunun bir de cevaplanması için geçecek tetkik safhası olduğunu, cevap modasının bir kaç kere şef tarafından tashih edildiğini, nice nice defterlere kaydedildiğini düşünün; bunu müteakip başlayacak paraf rezaletini de hesaba katın. Masa memuru bilmem kimden bir paraf, şefin, müdürün ve nihayet o dairenin en başındakinin imzasına gelene kadar bir alay kimsenin paraflarıyla bir gelin gibi süslene süslene hazırlanan cevap, alâkalı vatandaşın eline geçene kadar adamcağızın kalbinde kifayet kalmaz. Kim bilir, zamanımızdaki kalp rahatsızlıklarının bir amili de bu resmî dairelerdeki kırtasî işler ve şu havale belâsıdır. Çok yazıldı, çok söylendi, bu işin düzeleceğine, babam mezardan çıksa inanmam artık! Cüzzam gibi bir illet; ne diyeyim, Allah kurtarsın!
Şardağ, R. (1953, Aralık 16). Günübirlik/Havale belâsı. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

