Söyleyin bakalım, sinemada huzur içinde bir film seyrettiğinizi iddia edebilecek misiniz? Mantık ölçüsüne vurduğunuz gün, “Sinemaya gidilir; film seyredilir”. Fakat bizde işin yürürlükte olan tarafı bu değil ki! “Sinemaya gidilir; çileden çıkılır”. Biletiniz kesilip de yerinize oturacağınız sırada, bir genç kız ışık tutarak size yol gösterir. Oturduğunuz zaman bu zahmetine karşılık, küçük bir ücret ödemeniz nezaket borcunuzdur. Hani vallahi, bir gün dahi bu nezaketsizliği yapıp da kimseyi boş döndürmüş değilim. Ama bu bir kanun olmadığına, kanunlarımıza bile yan çizmek hastalığı bazılarımıza arız olduğuna göre küçük nezaket farizasını ifa etmeyenler de çıkabiliyor. İşte bu sırada bizim talepkâr kızlarımız, karanlıkta maden amelesinin ocaklar içinde yaktığı fener misali ışıkları ellerinde tutarak neticeyi koparırcasına kadar bekliyorlar. İlk sinema huzursuzluğu buradan başlamaktadır. Hele o, en heyecanlı sahnelerde, kulaklarımızda sivrisinek gibi vızıldayan kabak çekirdeği tıkırtıları.. Sanki perdede gözümüze akseden her fizik mouvement’i müteakip ve her duyduğumuz filmden sonra bu çıtırtı perdede! “Evet, sevgilim ölüyorum”. Kulağımızda: “çıtır çıtır” perdede: “Dur, unutma ki bu son sözümdür”. “Kulağımızda: Pıtır da pıtır”. Darılmasınlar ama, Musevî vatandaşlarımızın tadını pek iyi çıkardıkları bu sevimsiz meşgale, gitgide irili ufaklı hepimizi sardı. Ya o sevişme, öpüşme ile karışık aşk sahnelerinde başımıza gelen felâketi nasıl unuturuz! Sanki kendilerinden başka kimse duymaz, sanki hepimiz harem ağaları imişiz gibi, sululaşmadır başlar. Bir it gurubunun uğultusu kulaklarınızda iken, nasıl olur da filmi seyredebilirsiniz? Bütün bunlardan başka, karınızla, kız kardeşinizle, sevgilinizle sizi sinemaya gitmemeye yemin ettirecek olan çirkinlikten bahis açmaya utanıyorum. Bizi sinemalarda çenesi durmazlardan, eli ve beli kopasıca güruhtan, onların pisliklerinden helâs etmek mümkün değil midir?
Şardağ, R. (1953, Aralık 17). Günübirlik/Sinema adabı. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.
Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

