Ne mutlu Türküm diyene

Geçen gün, Atatürkümüze ait bu ölmez cümlenin ters manâ ile kullanıldığını görünce, elem duydum. Başkaları nasıl yorumlarsa yorumlasın, ben de diyorum ki: Gözlerini şöyle bir araladığı zaman, on iki bin senedir dünya tarihine hükmetmiş, yeryüzüne buğday ekip biçmeyi öğreten bir millete mensup olduğunu gören Türk çocuğuna ne mutlu! İnsanoğlunu Taş Devri’nden Cilâlı Taş Devri’ne ve Tunç çağlarına ulaştıran Türk milletine mensup olanlara ne mutlu! Bazı kuvvetlerin ve yumruğunun en tabii hak sayıldığı asırlar içinde kâinatın ödünü koparmış olan arslanlar yatağı bir milletten olmak ne mutlu! Haklı olan zayıfı tutmakla, verdiği sözü namus saymakla övünen Türk milletinin bir ferdi bulunduğunu bilenlere ne mutlu! İnsan kardeşlerimizin bizim gibi hür ve barış içinde yaşamalarını temin maksadıyla Kore’de komünist düşman ile seve seve vuruşan ve yüze karşı bir nisbetinde olduğu halde imanı ile imansızları yere seren Türkten olmak ne mutlu!

Ama sevgili okurlarım, gelin görün ki siz, sanki bu memlekette halâ ırkçılığı laboratuvar ırkçılığını müdafa edenyer, zümrecilik edenler varmış gibi “Efendim Türküm diyen Türk sayılır” yüksek (!) vecizesini yumurtlayanlar çıkıyor. “Şecere insanlarda değil, atlarda aranır” diyen büyük Gökalp zamanından beri yıkılmış olan bu nazariyeyi müdafa edenler varmış gibi Türk milliyetçiliğini zaman zaman, tahdit etmeye kalkanların niyetinde nasıl halislik ararsınız? Atatürk Türklüğü ile övünürken henüz tarihte notunu bile ojektif olarak almamış olan otuz senelik bir devletin vatandaşlarıyla mı övünüyordu? Atatürk’ü siper yaparak ortada maskeli bir şekilde dolaşanlara sorarım: 

“Damarlarımızdaki kanda” onun bulduğu asaletin, geçmiş asırları omuzlamış olanlarla hiç mi alâkası yoktur? O muhteşem gazalar, o dökülmüş kanlar, vatan topraklarını dolduran o şüheda kemikleri, o aziz ve mübarek mazi yalan mı? Biz mi, sade bu bir avuç insan mı hakikatiz? “Türk” derken onuncu yıl nutkunda hançeresi yırtılan Atatürk‘ün ufku bu kadar mı dardı? Yalan, kardeşlerim, inanmayın! Bu topraklarda ırk dövüşmesi olmayacaktır. Memleketçilik, zümrecilik imtiyazları kurulmayacaktır. Ama bu milletin ebedi sembolünü kalkan diye kullananların milliyetimize kasdetmeleri de bir gün sona erecektir. 


Şardağ, R. (1953, Aralık 19). Günübirlik/Ne mutlu Türküm diyene. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2. 


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın