Dihaydi öyleyse

Her sene, ömür defterinin bir yaprağını dürüp, içine biraz korku, biraz ümit ışığı karışmış gözlerimizle, gelecek yılın eşiklerine bakarken düşüncemiz nedir? Meram ve tavrımız ne sulardadır? Herkes ayrı ayrı nasıl bileyim? Yalnız dün akşam bir dost, kendi tutumunu açıklayıverdi: “Ne mi yaparım? Uyurum!”

Uyku, onun gibi, kendisine helâl edilebilecekler için haklı bir hareket tarzıdır şüphesiz. Fakat ya bütün ömrünü uyku ile geçirene, bir defa olsun uyanması gereken bir günde uyumayı nasıl helâl edebiliriz? Bu geceyi gönül ister ki çılgın bir zevk içinde geçirelim. Yalnız, bu neşenin göğsünde yüzmeye çalışan vücudumuzun rehavetinden zaman zaman kurtularak sevimli çapkının seyrek ve yerinde bakışları gibi encamımıza doğru bazı bazı nazar edelim.

Bu gece hayat nedir? Mânası ne ola? Bunu düşünmeye gelmez. Bu gece ne nasihat, ne ders, ne söz dinliyelim. Bu gece safi biz konuşup, biz söyleyip âleme boş verelim. Tıpkı şairimiz gibi:

Bağırın kardeşlerim, konuşun, dinlemeden?
Sorun, ne kazanılmış yıllardır dinleme’den” deyin!

Çalıştık mı? Bir yıl boyunca para kazandık, servet yaptık, ikbali sağladık veya iş hayatımızı güvene aldık mı? Bütün bir sene bir maksada doğru kaç kulaç yol alabildik? Yeni yılımızın akşamı böyle bir bilânçoya yanaşsanız ne çıkar? Sizin o en şatafatlısından ikbal dediğiniz şey, servet namına yaptığınız bir çuval dolusu gevezelik ve hummalı didinmenin sonu hangi faziletin kapısından içeriye girmenize sebep olabilir? Bırakınız bu bilânçoyu da asıl hesaba geçin: 365 günde üç gönlün olsun içine girebildiniz mi? Bırakınız, sokak çapkınlıklarını; şu bir sene içinde aşk dediğimiz o gücümüzün ötesine doğru bizi ulaştıran yolda kaç arşınlık mesafe kat ettiniz? Geri kalsın alacaklarınız; fakat kaç bahtsız farkına bile varmadan tesiri altına aldı? Hayvanlardan kaç santim, otlardan kaç milim uzaklaşabildiniz? Kapısını kederle kapatmış olan komşunuzun elemine, kalbinizde kaç saniye yer ayırabildiniz?

Bu bilançodan zararlı mı çıktık, olsun zarar yok. Yeni yıla yine üzüntü ile girmeyin. Yepyeni bir şevk siz de ananıza, vatan toprağına ve insanlığa olan yeni vazifelerinizi başarmak, unuttuklarınızı tamamlamak ateşini uyandırabilir. Bugünkü neşenizi ben size helâl edeyim kardeşlerim, fakat bu vatan, şu mahzun insaniyet de ister ki, saadeti size ananızın ak sütü gibi helâl etsin;

Çalışmak!… Biz onunla sade haklılığı elde etmekle kalmaz, şu keder tortusu dünyada tek teselliyi de bulmuş oluyoruz.

Dihaydi öyleyse!…


Şardağ, R. (1952, Aralık 31). Günübirlik/Dihaydi öyleyse. Yeni Asır, s. 3.


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın