Atatürk’ü düşünüyorum da…

Küba diktatörü Batista‘nın yurttan kaçışı üzerine, devleti ele geçiren cunta idaresinin giriştiği hareketlere ait haberleri ve gazetelerimize akseden fotoğrafları görüyor musunuz? Gün geçmiyor ki, bir baş, dar ağacında, sapından düşmüş ayva gibi sarı, mahzun ve cansız öne düşmesin. 

Niçin? Gidenler daha kötü de onun için mi? Bu dünyada, düşünüyorum, bir haksızlığı tesbit ve gereken cezayı vermede, yeni gelenlerin, adaleti acaba tam mıdır? Beş dakikada koparılan kellelerin mahşerde hesabı yapılırken, ceza biçenler aleyhine hiç mi matlup ve zimmet çıkmayacaktır?

Şu Irak’ı düşündüm. Suçları ne olursa olsun, öldürülmüş olanların, ölmeleri yetmezmiş gibi, kadavralarında bıçak saplama talimi yapan iptidailerin, bu kendilerine mahsus şehvetinde, mübarek İslâm dinini kokutan bir pislik bulmaz mısınız?

Ama Atatürk! Bizi tam üç yüz sene uyutan, son defa otuz iki yıl esir koyan ve nihayet çareyi düşman gemisi ile kaçmakta bulan bir hilâfet kurumunu, ne insanca tasfiye etmiştir; hem de bundan tam otuz altı yıl önce…

Milletlere ait öyle hasletler vardır ki, onu, ne teknik medeniyetle elde etmek mümkündür; ne de teknik gerilik yüzünden kaybetmek mümkündür.


Şardağ, R. (1959, Ocak 17). Atatürk’ü düşünüyorum da. Ege Ekspres Gazetesi, s. 2.  


Gazete kupürlerine ulaşmamız konusunda desteklerini esirgemeyen Sevgili Âkif Genç‘e sonsuz teşekkürler…

Yorum bırakın